Cumhuriyet Halk Partisi, son 10 gündür Mutlak Butlan davası sonucu atanan bir genel başkan tartışması içine çekilmişken, şimdi de partide emeği ile çalışan insanların hukuksuz şekilde işten çıkartmaları ile gündeme geliyor.
1999-2008 arasında işe girenlerin emeklilik hayatına ulaşma koşulları içler acısı…. Çalışma hayatı ile ilgili yıllar içinde alınan siyasi kararlar açık bir adaletsizlik ürettiği için yaşanan tablo artık zorluk sınırını aşıyor. Adaletsizlik hissine dönüşüyor. Milyonlarca insan ne tam anlamıyla emekli olabiliyor ne de çalıştığı yılların karşılığı olan kıdem tazminatına ulaşabiliyor. Aynı işi yapan insanlar, sadece işe başlama tarihleri farklı diye bambaşka kurallara tabi tutuluyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) kredi kartlarına limit getirme kararı 15 şubatta yürürlüğe girecek. Kredi kartında toplam limiti 400 bin liranın üzerinde olan ancak doldurmayan kullanıcıların limitleri kademeli düşürülecek.
Asgari ücrete yüzde 27’lik artış oldu. Bu artış, asgari ücretli olmayan kesimlerde de bir beklenti yarattı. Ama öyle bir durumdayız ki, ücretlere gelen zammı devlet belirliyor. Halbuki örgütlü ve sendikalı olarak pazarlıkla bu zamları belirleyebilmeliyiz. Ama pazarlık gücümüz yok. Tepeden yüzde 25-27 olacak deniliyor ve o oranda karar kılınıyor. Sesini çıkarabilen var mı, yok?
Sabit ve dar gelirliler için sıkıntılı geçen 2025 yılı bitiyor. Şimdi gözler 5 Ocak 2026’da TÜİK’in açıklayacağı Aralık 2025 enflasyon oranına çevrildi. 2025’in ikinci 6 aylık enflasyon tablosu netleşecek. Ya da 2026 yılı ilk yarısında memur ve emeklileri ile SSK, Bağ-Kur emeklilerinin alacağı artış oranı netleşecek diyebiliriz.
Zaman zaman eş-dosttan gelen bir sorudur bu. Soruların devam şöyle de oluyor: ‘Neden gidip köylerinde kendi üretimlerini yapıp yaşamlarını sürdürmüyorlar?’ Dilim döndüğünce o sohbetlerdeki dostlara anlatmaya çalışıyorum.
Ekonomi yönetimi hazine kasası ile şirketlerin kasasını doldurmak için yarattığı enflasyonu düşürmek için bir süredir ekonomiyi yavaşlatma yoluna girdi. Ama “Rüzgârsız havanın sıcağı daha bunaltıcı olur” bunu hesaba umarım katıyorlardır. Fabrikalarda durdurulan üretim bantlarının tekrar çalışmasının maliyetini hesap ediyorlardır.
Geldik yine bir asgari ücret sürecine. ‘Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ ilk toplantısına yarın yani 10 Aralık tarihinde başlıyor. 20 gün kadar ülkede bir gaz alma süreci olacak. Asgari ücret tartışmalarının nedenini tam ortaya koymadığımız sürece, ‘gaz alma’ toplantıları da hep olacak. Biz gazeteciler de o toplantıları fiyakalı, gösterişli kısacası alengirli başlıklar ile anlatmaya çalışacağız.
Önceki yazımızda, Türkiye’deki çalışma hayatındaki karışıklığın çalışan kesimler üzerinde yarattığı hak kayıplarına yol açtığını anlatmıştık. Sosyal güvenlik sisteminde 11 değişik uygulama nedeniyle bir çalışanın işe başladığı tarihe göre ne kadar ciddi bir hak kaybına maruz kalabileceğini dile getirmişdik. Bu kapsamda da emekli aylığı bağlanabilmesi için tamamlanmış olması gereken koşulların herkes için de aynı olmadığını, ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlanan tarihe göre değişiklik gösterdiğini vurgulamıştık. Yazımıza kaldığımız yerden devam edelim…
Türkiye çalışma hayatındaki işgücü koşulları, her dönem iniş-çıkışlarıyla çalışan kesimler üzerinde sıkıntı yarattı. 2020 yılında dünya ekonomilerini etkileyen pandemi, çalışma koşullarını daha da zorlaştırdı.
20 yıl önce en düşük emekli maaşı, asgari ücretten yüzde 47 fazlaydı. Emeklilerin maaşlarının her geçen yıl erimesinin önünü açan 5754 sayılı kanun, 1 Ekim 2008’de getirildi ve emekli maaşı, asgari ücret karşısında ciddi şekilde eridi. Sıra şimdi çalışanlara geldi!
Zaten hiçbir dönem rayında olmayan ekonomi, 2020’de ödemeler dengesi-döviz krizi, hane halkı borçlanmasındaki artış derken, bir de pandeminin özel sektörde oluşturduğu krizlerle kendisini gösterdi. Söz konusu mali krizlerin yarattığı çift haneli enflasyona işsizlik eklenince yoksulluk arttı.