Faiz yüzde 37’de kaldı, ekonomi soğuyor: Fatura kimin cebine?
Merkez Bankası faizi değiştirmedi. Ancak PPK toplantı özeti ekonomide dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. İç talep zayıflıyor, sanayi üretimi geriliyor, istihdam düşüyor. Buna karşılık enflasyon yüzde 31,51’de, hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi ise yüzde 45,6’da.
Bu tablo Merkez Bankası'nın önündeki en büyük problemlerden birinin yalnızca gerçekleşen enflasyon değil, toplumun gelecekteki fiyat artışlarına ilişkin beklentileri olduğunu gösteriyor.
Merkez Bankası’nın 10 Eylül tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti, ekonominin bir yandan dezenflasyon için soğutulduğunu, diğer
yandan üretim ve talep tarafında ciddi bir yavaşlama işaretleri verdiğini
ortaya koydu.
Politika faizi yüzde 37’de sabit tutulurken, gecelik borç
verme faizi yüzde 40, borçlanma faizi ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı.
Merkez Bankası, enflasyon görünümünde kalıcı bozulma olması halinde para
politikasının daha da sıkılaştırılabileceği mesajını verdi.
Ancak PPK metnindeki rakamlar, sıkı para politikasının
ekonominin reel kesiminde artık daha belirgin hissedildiğini gösteriyor.
İç talep frene bastı
2026 yılının ikinci çeyreğinde ekonomi yıllık yüzde 2,3
büyüdü. Fakat çeyreklik büyümenin yüzde 1,1'de kalması ve özellikle özel
tüketimdeki yavaşlama dikkat çekti.
Merkez Bankası, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergelerin de
iç talepteki zayıflığı teyit ettiğini belirtiyor.
Sanayi tarafındaki tablo ise daha çarpıcı.
Temmuz ayında sanayi üretimi aylık bazda yüzde 1,0, yıllık
bazda yüzde 0,3 geriledi. Üçüncü çeyrekte sanayi üretimindeki çeyreklik
gerileme yüzde 1,9'a ulaştı.
İnşaat üretimi de ikinci çeyrekte yıllık yüzde 2,3,
çeyreklik yüzde 4,2 düştü.
Bu rakamlar, enflasyonla mücadelede talebin soğutulmasının
üretim üzerindeki maliyetini görünür hale getiriyor.
İstihdam da geriliyor
Temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,4
milyon kişiye geriledi. İşsizlik oranı da çeyreklik bazda 0,1 puan artarak
yüzde 8,1 oldu.
Üstelik imalat sanayisinde geleceğe yönelik istihdam
beklentileri tarihsel ortalamanın altında seyretmeye devam ediyor.
Yani ekonomi yalnızca tüketimde değil, üretim ve istihdam
tarafında da daha temkinli bir döneme giriyor.
Enflasyon hâlâ yüksek
Bütün bu soğumaya rağmen enflasyon sorunu çözülmüş değil.
Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 1,84 arttı ve yıllık
enflasyon yüzde 31,51 oldu. Hizmet enflasyonu ise yaklaşık yüzde 40 düzeyinde
seyrediyor.
Daha çarpıcı olan ise beklentiler.
Hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 45,6.
Reel sektörün beklentisi yüzde 32,8, piyasa katılımcılarının beklentisi
ise yüzde 23,7.
Bu tablo, Merkez Bankası'nın önündeki en büyük problemlerden
birinin yalnızca gerçekleşen enflasyon değil, toplumun gelecekteki fiyat
artışlarına ilişkin beklentileri olduğunu gösteriyor.
Faiz indirimi için alan daralıyor mu?
PPK metninin en önemli mesajlarından biri burada ortaya
çıkıyor.
Merkez Bankası, faiz kararlarının enflasyonun ana eğilimi ve
beklentiler dikkate alınarak, “toplantı bazlı ve ihtiyatlı” biçimde alınacağını
belirtiyor.
Bir tarafta yüzde 37'lik politika faizi, diğer tarafta
zayıflayan iç talep ve gerileyen sanayi üretimi var.
Diğer tarafta ise yüzde 31,51'lik enflasyon, yüzde 40
civarında seyreden hizmet enflasyonu, yüzde 45,6'lık hanehalkı beklentisi ve
enerji fiyatlarındaki yükseliş bulunuyor.
Üstelik Brent petrolün eylül ayının ilk 10 gününde ortalama
103 dolar seviyesine çıkması, enerji kaynaklı yeni bir enflasyon baskısı
ihtimalini güçlendiriyor.
Dolayısıyla Türkiye ekonomisinin önündeki temel denklem
değişmiş değil: Enflasyonu düşürmek için talep soğutuluyor; ancak talep
soğudukça üretim, yatırım ve istihdam üzerindeki baskı artıyor.
Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde bu iki hedef arasındaki dengeyi nasıl kuracağı, ekonominin yönü açısından belirleyici olacak.

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com