Ekonomi yavaşlatılırken, siz ne yapmalısınız?
Türkiye ekonomisinde bugün yaşanan yavaşlama, büyük ölçüde kendiliğinden ortaya çıkan bir gelişme değil. Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan ekonomi politikasının doğal sonucu.
Piyasanın ihtiyacı olan harcamalar kısılıyor, krediye
ulaşmak zorlaştırılıyor, faizler yüksek tutuluyor. Amaç, piyasadaki para
miktarını azaltarak talebi düşürmek ve böylece fiyat artışlarını kontrol altına
almak.
Bütün bunların sonucunda piyasada nakit bulmak zorlaşıyor,
alışverişler azalıyor, işletmelerin satışları yavaşlıyor ve birçok sektörde
durgunluk hissediliyor.
Buna rağmen ekonomi tamamen çökmüyor. Tarım sektöründeki
hareketlilik ve ihracatın ve turizmin getirdiği döviz geliri, ekonominin ayakta
kalmasına önemli katkı sağlıyor.
“Peki bu süreç iş dünyası, vatandaş, yatırımcı olarak sizin
cebiniz, işiniz ve birikimleriniz açısından ne ifade ediyor?” sorusuna yanıt
arayalım dedik.
Öncelikle kişisel bütçenizi korumak mı, işinizi ayakta
tutmak mı, yoksa birikimlerinizi değerlendirmek mi? sorusuna net cevap vermeniz
gerekiyor.
Bu kapsamda iş dünyasında ve piyasalarda dile getirilen önerileri
şu başlıklar altında topladık.
1- Bireysel Tüketici Olarak Ne Yapmalısınız?
Borçlanma tuzağına dikkat etmelisiniz. Faizlerin yüksek
olduğu dönemde borçlanmanın maliyeti ağır oluyor. Mecbur kalmadıkça yeni kredi
kullanmamak, özellikle yüksek faizli tüketici kredilerinden uzak durmak önemli.
Kredi kartı borçlarını sürekli asgari ödeme düzeyinde bırakmak da borcun
giderek büyümesine yol açar. Açıkçası bu dönemin en önemli kuralı “Gelirinizden
daha fazlasını harcamayın ve pahalı borçlardan mümkün olduğunca uzak durun” olmalı.
Nakit Kraldır!
İç talebin daraldığı ve piyasada likiditenin azaldığı
dönemde, nakit gücü her zamankinden daha değerli hale gelir. Elinizdeki
birikimi tamamen tüketmek yerine, acil durumlar için bir güvenlik payı bırakmak
önemli. Bu kapsamda büyük, zorunlu olmayan ve lüks harcamaları bir süre
ertelemek, bütçeyi korumak açısından daha doğru bir tercih olabilir.
Fiyatların düşmesini beklemeyin
Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşeceği anlamına gelmiyor.
Enflasyon düşse bile fiyatlar artmaya devam ediyor; sadece artış hızı
yavaşlıyor. Bu nedenle vatandaş beklentisini doğru kurmalı. “Her şey
ucuzlayacak” beklentisi yerine, fiyatların daha yavaş artacağı bir
döneme hazırlanmak gerekiyor.
2- Esnaf, KOBİ ve Şirket Sahipleri Ne Yapmalı?
Satışlardaki yavaşlamaya hazırlıklı olmalılar. İç talepteki
daralma, özellikle tüketiciye doğrudan satış yapan sektörleri zorluyor.
Vatandaş harcamalarını kısarken, işletmelerin de geçmiş yıllardaki satış
performansına güvenerek yüksek stok yapması riskli hale geliyor.
Bu nedenle şirketlerin satış tahminlerini yeniden gözden
geçirmesi, gereksiz stok maliyetlerinden kaçınması ve nakit akışını yakından
takip etmesi gerekiyor. Bu dönemde büyümekten önce ayakta kalabilmek ve nakit
akışını korumak daha önemli hale geliyor.
İhracat fırsat olabilir
İç piyasa yavaşlarken dış pazarlara satış yapan şirketler
açısından ihracat önemli bir alternatif oluşturuyor. Döviz geliri elde eden
şirketler, iç piyasaya bağımlı firmalara göre daha avantajlı bir konuma
geçebilir. Tarım ve gıda sektöründeki hareketlilik de yeni fırsatlar
yaratabilir. Elbette her şirket bir anda ihracatçı olamaz. Ancak yeni pazar
arayışları, e-ticaret yoluyla yurt dışına açılma ve alternatif müşteri grupları
oluşturma artık daha önemli hale geliyor.
En büyük risk tahsilat
Piyasada para yavaş dönüyorsa, şirketlerin en büyük sorunu
satış yapmak değil, yaptığı satışın parasını tahsil etmek oluyor. Vadeli
satışlarda müşterilerin ödeme gücü dikkatle alınmalı. Çünkü ciro yapmak
başka, kasaya para girmesi başka. Bu nedenle şirketlerin bu
dönemde alacak yönetimine her zamankinden daha fazla önem vermesi gerekiyor.
3- Yatırımcı Olarak Nasıl Düşünmelisiniz?
Yatırımcı açısından ise öncelikle risk iştahını doğru
belirlemek gerekiyor. Yüksek faiz ortamında mevduat ve sabit getirili yatırım
araçları daha güçlü bir alternatif haline geliyor. Ancak yatırımcıların tüm
birikimlerini tek bir yatırım aracına bağlaması yerine, risklerini dağıtması
daha sağlıklı olabilir.
Borsada şirket seçimi daha önemli
Ekonominin yavaşladığı dönemlerde bütün şirketler aynı
şekilde etkilenmez. İç piyasaya ve tüketici harcamalarına bağımlı sektörler
daha fazla baskı altında kalabilir. Bu nedenle yatırımcı açısından sadece “Borsa
yükselecek mi?” sorusu değil, “Hangi şirket bu ekonomik
ortamdan daha az etkilenir?” sorusu daha önemli hale geliyor.
Yani içerisinde bulunduğumuz ve önümüzdeki dönemin anahtarı nakit ve temkinli olmak. Ekonominin yavaşladığı dönemlerde en büyük avantaj, en hızlı büyüyen değil; en sağlam duran tarafta olmaktır.

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com