Ülkenin batısı, güneyi, güneydoğusu işgal altındaydı
105 yıl önce Türk vatanının Ankara Hükümetinin ilan ettiği Misakı Milli sınırlarının batısını Ege Bölgesini, İzmir, Bursa, Balıkesir, Manisa, Afyon, Kütahya, Eskişehir şehirlerini Yunan, güneyini Akdeniz bölgesini Muğla, Antalya, Burdur, Isparta şehirlerini İtalyan, güney doğusunu Urfa, Antep, Maraş, Adana. Mersin, Hatay şehirlerini Fransız, Musul ve Kerkük’ü İngiliz orduları işgal etmişti. Başkenti İstanbul bile işgal altındaydı.
Bir yanda İngiliz'in uçakları, silahları, kıyafetleri ile donatılmış Yunan Ordusu ve 5 Eylül'e Ankara Kalesi’ne randevu veren komutanı; diğer yanda bulgurla üzüm kurusu hoşafına talim eden, giyecek postalı olmayan evinden getirdiği bağ bıçağı ile savaşa koşan Mehmetçik ve yaşanmakta olan Türk mucizesinin ve dirilişinin efsane lideri Mustafa Kemal…
23 Ağustos-13 Eylül
1921 tarihleri arasında yapılan, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan 22 gün
22 gece süren büyük Türk Zaferi’nin 105’inci yıldönümü yaklaşıyor. Sakaryamm
Derneği Başkan Yardımcısı Turgut Sarıfakıoğlu da “Melhame-i Kubra” günleri olarak
adlandırılan, ‘bir milletin zevalden ve zilletten kurtulma yolundaki mucize
başkaldırısı’ olarak nitelediği, kan deryası o günleri karargâhta subayların ve
askerlerin günlüklerinden ve halkın gözünden anlatmaya devam ediyor.
İSTANBUL GAZETELERİ
YAZIYOR, HAİNLER YAYIYORDU
“Bugün 20 Ağustos. 105
yıl önce Türk vatanının Ankara Hükümetinin ilan ettiği Misakı Milli
sınırlarının batısını Ege Bölgesini, İzmir, Bursa, Balıkesir, Manisa, Afyon,
Kütahya, Eskişehir şehirlerini Yunan, güneyini Akdeniz bölgesini Muğla,
Antalya, Burdur, Isparta şehirlerini İtalyan, güney doğusunu Urfa, Antep,
Maraş, Adana. Mersin, Hatay şehirlerini Fransız, Musul ve Kerkük’ü İngiliz
orduları işgal etmişti. Başkenti İstanbul bile işgal altında.
Anadolu’nun birçok
yerinde İngiliz ve Padişahın organize ettiği isyanlar çıkarılmıştı. Halkı
Ankara Hükümetine ve yöneticilerine karşı koymaya çağıran, onları idama mâhkum
edip, görüldüğü yerde öldürülmesini isteyen fetva ve fermanlar çıkarılmıştı.
Bunlar Yunan uçaklarından atılıyor, İstanbul gazetelerinde yazılıyor,
içimizdeki hainler tarafından yayılıyordu halk arasında bozgun çıkarmak için.
MUSTAFA KEMAL İKİ ORDU
HAZIRLIĞINDAYDI
Mustafa Kemal Paşa
çıkan isyanları bastırmak için de uğraşıyordu bir taraftan. Ağustos sıcağında
iki ordu savaşa hazırlanıyordu. Biri daha bir ay önce Eskişehir- Kütahya
muharebelerini kazanmış, morali yüksek, düşmanını küçümseyen büyük hedefleri
olan, Türk ordusunu imha edip; Sevr’den kalan Anadolu’yu da işgal etmek isteyen
bir ordu, diğeri yıllardır savaşmaktan yorgun, hastalıklardan kırılan, ordusu
dağıtılmış, silahlarının önemli kısmına el konulmuş bir ordu.
BİRİLERİ YOKLUK İÇİNDE
MİLLETİNİ ARKASINA ALMIŞTI…
Biri bolluk içinde
arkasına o zamanın en büyük gücü; İngiltere'yi almış, diğeri yokluk içinde; ama
arkasına milletini almış. Bizim için ‘ya istiklal ya ölüm’ diye yola çıkılmış
bir var oluş savaşı. Topyekun tüm imkanlarını ortaya koyan, güvendiği Başkomutanı
Mustafa Kemal Paşanın arkasında bütünleşmiş deneyimli subaylara sahip bir ordu
ve halk. Biri İngiliz tarafından yönetilen, lojistik destek verilen şimdiki
İngiltere Kralının dedesinin Prens Andrea'nın kolordu yönettiği ama içinde
birlik olmayan bir ordu. Diğeri vatanı, namusu için savaşa hazırlanıyor her
şeyi göze almış kadını, yaşlısı, çocuğu ve inanmış ordusu ile kendi vatanında.
Biri bilmediği
topraklarda ve iklimde bir maceraya soyunmuş. Diğeri kendi vatanını savunuyor.
Türk ordusunu ve Meclisi kaburgaları kırık bir deha Başkomutan Mustafa Kemal
Paşa yönetiyor. Yunan ordusunu hırs yönetiyor. Yunan Sakarya'yı geçip yayılmaya
devam ediyor; ama bilmeden Türk ordusuna hazırlık için zaman kazandırıyordu
yayılırken. Bizim için bir saat bile önemli idi. Bir taraftan da baskın
veriyorduk Yunan geri hatlarına, telgraf, demiryolu hatlarına sabotajlar
yapıyordu süvarilerimiz dur durak bilmeden.”
Muhabir: Cemil
Cahit SARAÇOĞLU
Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com