Seçim mi, yeni Türkiye mi?
Son günlerde Ankara kulislerinde esen rüzgâr, ister istemez “Türkiye yavaş yavaş seçim atmosferine mi giriyor, yoksa yeni anayasa çalışmalarıyla yeni bir Türkiye görüntüsü mü öne çıkıyor?” sorusunu akıllara getiriyor.
Bugün için bu soruların hiçbirine kesin bir yanıt vermek
mümkün değil. Ortada ilan edilmiş bir seçim takvimi yok. Yeni anayasa konusunda
da henüz ortaya çıkmış nihai bir metin bulunmuyor. Ancak siyasetin son
haftalarda birbirinden farklı, milyonlarca insanı ilgilendiren başlıklara aynı
anda yoğunlaşması dikkat çekiyor.
Bir tarafta kademeli emeklilik beklentisi yeniden
hareketleniyor. Diğer tarafta 3600 ek gösterge konusu yeniden gündeme geliyor.
Esnafın finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni kredi düzenlemeleri devreye
giriyor. Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturan çerçeve yasa
Meclis'ten geçiyor.
Bütün bunlara bir de yeni anayasa tartışmalarını
eklediğimizde, ortaya yalnızca ekonomik ve sosyal düzenlemelerden ibaret
olmayan daha geniş bir siyasi tablo çıkıyor.
Kademeli emeklilikte kulisler ısınıyor
2023 yılında çıkarılan EYT düzenlemesinin ardından en büyük
beklenti hiç kuşkusuz 8 Eylül 1999 sonrasında sigortalı olan çalışanlarda
oluştu. Bir günlük sigorta farkı nedeniyle kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş
şartına tabi tutulan milyonlarca çalışan, yıllardır adil bir geçiş sistemi
talep ediyor.
Emeklilikte Adalet Derneği'nin hazırladığı alternatif
kademelendirme çalışması da bu nedenle dikkat çekiyor. Son dönemde dernek
yöneticileri ile AK Parti'nin üst düzey iki ismi arasında gerçekleştirilen
görüşmeler Ankara'nın çok konuşulan kulislerinden biri oldu. Görüşmelerde 4,5
milyon kişiyi ilgilendiren bir düzenlemenin ekonomik boyutunun
değerlendirildiği, derneğin hazırladığı kademeli emeklilik taslağının
uygulanabilirliğinin SGK bürokrasisiyle ele alındığı yönünde bilgiler de
kulağımıza geldi.
Elbette burada altını çizmek gerekiyor. Henüz yasalaşmış bir
düzenleme yok.
Ancak konunun yeniden siyasi karar mekanizmasının masasına
gelmiş olması bile milyonlarca çalışan açısından beklentiyi yeniden yükseltmiş
durumda. Üstelik bu kesim aileleriyle birlikte düşünüldüğünde yaklaşık 18
milyon kişilik oldukça geniş bir toplumsal tabana ulaşıyor.
3600 ek gösterge yeniden gündemde
Bir başka önemli beklenti ise Cumhurbaşkanlığı ve
milletvekili seçimleri öncesinde verilen sözlerden biri olan 1'inci dereceye
yükselen memurlara 3600 ek gösterge düzenlemesi. Bu başlığın ekonomide
uygulanan sıkı mali disiplin nedeniyle takvimin ötelenmiş olması beklentileri
azaltmıştı. Ancak düzenlemenin yeniden Meclis’e geleceği yönündeki kulisler,
yarım milyondan fazla memur ve emeklinin dikkatini yeniden Ankara'ya çevirdi.
Biliyorsunuz, 3600 ek gösterge yalnızca maaş artışı anlamına
gelmiyor. İkramiye ve emeklilik aylıkları üzerinde de doğrudan etkisi bulunduğu
için geniş bir seçmen kitlesini ilgilendiriyor. Bu nedenle siyasetin yeniden bu
dosyayı açması, doğal olarak dikkat çekiyor.
Esnafa kredi kapısı
Ekonominin en kırılgan kesimlerinden biri olan esnaf
açısından da önemli bir adım atıldı. Hazine faiz destekli işletme ve yatırım
kredilerinin şartları yeniden belirlenirken, vergi veya SGK borcu bulunan
esnafın da belirli koşullarla kredi kullanabilmesinin önü açıldı.
Burada dikkat çeken nokta ise hükümetin bir yandan krediye
erişimi genişletirken diğer yandan bütçe disiplininden tamamen vazgeçmemesi. Bu
nedenle düzenlemeleri doğrudan “seçim ekonomisi” olarak nitelendirmek de
kolay değil. Uygulamanın yalnızca popülist değil, ekonomik programla
dengelenmeye çalışıldığını gösteriyor.
Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki zemininin oluşturan Milli
Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un TBMM'de 467
oyla kabul edilmesi.
Ardından “yeni anayasayı” da bu sürece ekleyelim. Türkiye'nin
yalnızca iç siyasete değil, uluslararası kamuoyuna mesaja hazırlandığı görülüyor.
Belki de Ankara'da bugün sorulması gereken “Türkiye
seçimlere mi hazırlanıyor, yoksa seçimlerle birlikte yeni bir siyasi dönem ve
yeni bir Türkiye imajı mı oluşturulmak isteniyor?” sorusudur.
Bu hareketliliğin nereye evrileceğini önümüzdeki aylar
gösterecek.
Belki seçimlerin eli kulağındadır… Belki de Türkiye,
seçimden önce yeni bir siyasi vitrine hazırlanıyordur.

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com