Karınca ordusu gibi çalışıyordu halk ve ordu
"Yunan uçakları havadan ordunun yerleşimini kontrol ediyor, rapor veriyordu İngiliz Yunan kurmaylarına, Bir taraftan Ankara'daki casusluk teşkilatı İngilizlere bilgi sağlıyordu. Biz ise uçakları tamir ile uğraşıyoruz, yırtık kanatları bez ile kaplayıp üzerine kaynatılmış kemik jölesi vb malzeme sürüp kuvvetlendirmeye çalışıyorduk..."
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan,
Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan 22 gün 22 gece süren büyük Türk
Zaferi’nin 105’inci yıldönümü yaklaşıyor. Sakaryamm Derneği Başkan Yardımcısı
Turgut Sarıfakıoğlu da “Melhame-i Kubra” günleri olarak adlandırılan, ‘bir
milletin zevalden ve zilletten kurtulma yolundaki mucize başkaldırısı’ olarak
nitelediği, kan deryası o günleri karargahta subayların ve askerlerin
günlüklerinden ve halkın gözünden anlatmaya devam ediyor.
“105 yıl önce 18 Ağustos 1921 günü düşman ordusu yaklaşıyordu
Sakarya'ya. Yol boyu lojistik merkezleri kuruyorlardı Sakarya'ya yaklaştıkça;
ihtiyaçlarına göre. Muharebe sırasında 140 km/den taşımamak için, mühimmatını,
yiyeceğini. Yunan uçakları havadan bizim ordunun yerleşimini kontrol ediyor,
rapor veriyordu İngiliz, Yunan kurmaylarına. Bir taraftan Ankara'daki casusluk
teşkilatı İngilizlere bilgi sağlıyordu. Biz ise uçakları tamir ile uğraşıyoruz,
yırtık kanatları bez ile kaplayıp üzerine kaynatılmış kemik jölesi vb malzeme
sürüp kuvvetlendirmeye çalışıyorduk.
UÇAK MÜHENDİSİ OLMAYAN SALTANAT
Koca Osmanlı ordusu uçak mühendisi yetiştirmemişti. Her biri
200 adetlik Kağnı kolları gelip gidiyordu; Ankara'ya, Sakarya'ya cephe hattına
Ağustos sıcağında. Her kağnıda 5 tüfek, iki kasa mermi, 2 kasa yiyecek (kimi
zaman pişmiş bulgur pilavı, kimi zaman kavurma, kimi zamanda un, bulgur, üzüm
kurusu elde ne varsa.) Çamaşır, battaniye bir kısım. Kağnının tekeri kırılır,
devrilirse zayiat çok olmasın diye.
Gönüllüler yanında, kaydırılan birliklerin askerleri de yürüyerek
geliyorlardı Sakarya'ya. Kiminde ayakkabı yok, yemeni parçalanmış, ayaklar
çıplak. Kiminin ayakları patlamıştı, günlerce yürümekten. Sıhhiye erleri,
kadınlar onların imdadına koşuyordu. Karınca ordusu gibi çalışıyordu halk ve
ordu. Başkomutana, savaşın kazanılacağına, düşmanı yurdumuzdan atacağımıza
güveni tamdı halkın.”
İNGİLİZ KOMUTANIN BAKIŞI: KAĞNININ SAVAŞI OLACAK
“105 yıl önce 19 Ağustos 1921 günü Yunan ordusu nereden
saldıracak diye kafa yoruyor Türk karargâhı. Düşman kuzeyden mi, ortadan mı,
güneyden mi saldıracak 120 bin kişilik, son model silahlarla donanımlı bir ordu
ile. Sakarya’nın doğusunda 70 bin kişilik yokluk içindeki ordumuzu, ihtiyatları
iyi konumlandırmamız gerekiyor. Eldeki tüfekler mermiler çeşitli. Birçok
tüfeğin süngüsü yok hala. Mehmetçiğin çoğunda köyden gelirken yanında getirdiği
bağ bıçağı var kuşağında. İngiliz komutan gülerek bu savaş kamyonla, kağnının
savaşı olacak diyor, bizi küçümseyerek.
Yunan komutan 5 Eylül’de Ankara Kalesi’nde randevu veriyor
gazetecilere. Yunan Komutanları ve Kral önce Gordion'daki düğümü çözecek, Türk
ordusunu imha edip Ankara'yı alacak, sonra Kayseri ve Sivas’ı alarak. Türk’leri
tarihten kazıyın diyen eski İngiliz Başbakanının sözlerini yerine getirmiş
olmayı; sonra da dönüp İstanbul'u alıp, eski Bizans imparatorluğunu yeniden
kuracağını söylüyordu askerine, gazetecilere.”
YAKIN EVİMİ DE DEPOYU DA
“Mürettep Kolordu süvarileri düşmana hissettirmeden Yunan'ın
arkasına sarkıp, hiç baskın beklemeyen yiyecek depoladığı Emirdağ’ı Yunan
karargâhı ve ordugahını bastı. “Evinin altı depo diye kullanılan evin sahibi
kadın, depoyu boşaltmak zaman alır. Yakın evimi de depoyu da” diye vatan için
evinden vazgeçiyordu. ‘Yunanın eline geçmesin yiyecekler’ dedi mertçe.
Bu süvariler çok bela olacaktı, gerideki Yunan depolarına,
konvoylarına. Yunan şaşkındı, bir tümenini geriye takviyeye yolladı. Yunan
cephesinde de problemler vardı. Sakarya'da ısı gölgede 45 derece, akşamları ise
ayaz var. Gıcır gıcır yazlık kıyafet giymiş, son model İngiliz silahları ile
donatılmış, iyi eğitimli Yunan askeri de perişan oldu. Geceleri ayazda
titrememek için boş un çuvallarından battaniye yaptılar. Önce anlaşılmadı bunun
önemi. Geri gitmeyince çuvallar, yenisi de hemen hazır olmayınca lojistikte
problem yaşadı Yunan. Sahra fırınlarına elindeki unu yollayamadı. Ekmek de
yapılamadı.
MUSTAFA KEMAL TEDBİRİNİ 1 AY ÖNCE ALMIŞTI
Mustafa Kemal Paşa, tepelik kuzey yerine ordumuzu çevirmek için güneyden saldıracak Yunan diyerek, tedbir almış, ordumuzu cepheye yerleştirmişti bir ay gibi. İlk Yunan Tümeni 105 yıl önce bugün köprüyü sağlamlaştırıp güneye geçmeye başladı, sonrasında araziye yayılarak. Yunan'ın güneyden saldıracağı belli olmuştu. Bizde ise son hazırlıklar yapılıyordu yokluk içinde.”

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com