Sıcak para vergilendirilirse o zaman para nereye kaçabilir?
Ankara kulisleri Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, Türkiye'ye kısa vadeli giren ve “sıcak para” olarak nitelendirilen yabancı sermaye ile kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarında yoğunlaşmasını sınırlamak amacıyla yeni vergi formülleri üzerinde çalıştığı lafları ile çalkalanıyor.
Henüz ortada kesinleşmiş bir düzenleme yok. Ancak ekonomi
kulislerine yansıyan tartışma şimdiden “Sıcak parayı
vergilendirirseniz, bu para nereye gider?” sorusunu gündeme getirdi
bile…
Bugün bireysel yatırımcı için yüzde 17,5 oranında stopaj
uygulanan para piyasası fonlarında, kurumsal yatırımcıların stopaj avantajı
ekonomi yönetimince uzun zamandır takip ediliyordu.
Dolayısıyla ekonomi yönetiminin olası yeni düzenlemesinin
asıl hedeflerinden birinin, kısa vadeli sermayenin vergi avantajıyla para
piyasası fonlarında tutmasının önüne geçmek ve sermayeyi daha uzun vadeli,
üretken alanlara yönlendirmek olduğunu düşünüyoruz.
Ancak bir gerçek var. Finans piyasalarında paranın yönünü
yalnızca devlet belirlemiyor. Para, kendisine en yüksek vergi sonrası getiriyi,
en düşük riski ve en yüksek likiditeyi sunan yere gidiyor.
Fondan çıkan para borsaya gider mi?
“Hazine ve Maliye’nin bu adımı sonrası, fondan çıkan para
borsaya girer mi? yönünde sorular hemen aklınıza gelecektir.
Açıkçası, fonlardan çıkacak paranın doğrudan Borsa
İstanbul'a akacağını düşünmek fazla iyimserlik olur.
Çünkü para piyasası fonunun yatırımcısı ile hisse senedi
yatırımcısının risk iştahı aynı değildir. Birisi parasını günlük likidite,
düşük risk ve yüksek faiz getirisi için tutarken, borsa ise şirketlerin değer
kazanması üzerine bir beklentiye yöneliktir.
Fakat burada önemli bir istisna olduğunu da belirtelim.
Eğer hisse senedi yoğun fonlarda vergi avantajları korunur
ve para piyasası fonlarının vergisel cazibesi azaltılırsa, yatırımcı açısından
yeni bir hesap ortaya çıkar. Eğer böyle bir karar alınırsa, o zaman BİST ve
hisse senedi yoğun fonlar için yeni bir kaynak oluşabilir.
Bunu “Paramı düşük riskli fonda tutup vergisini
ödemek mi, yoksa vergi avantajı bulunan daha uzun vadeli bir yatırım aracına
geçmek mi?” şeklinde özetleyebiliriz.
Para tahvil, repo ve mevduata gider mi?
Para son koşullar oluşturulmadığı için borsaya gitmez ise
başka bir sabit getirili araca yönelir. Burada ilk akla gelen devlet
tahvilleri, özel sektör borçlanma araçları, repo ve mevduattır.
Çünkü fonlardaki paranın yoğun olarak bireysel
yatırımcılardan çok kurumsal yatırımcılarda olduğunu göz önünde tutalım.
Kurumsal yatırımcı için, “Vergiden sonra hangisi daha fazla
kazandırıyor?” sorusu önemlidir.
Fonların stopajı artırılırken mevduat, repo veya tahvil
tarafında benzer bir vergi avantajı korunursa para sadece bir fondan diğerine
değil, bir finansal araçtan diğerine geçebilir.
Ancak böyle bir karar ise ekonomi yönetiminin
hedeflediği “uzun vadeli sermaye” yerine kısa vadeli
sermayenin adres değiştirmesi olacaktır.
Türkiye dünyada savaş ve kaosun olmadığı güvenilir ülkeler
arasında olmasına rağmen, yabancı yatırımcı için Türkiye’nin tek seçenek
olmadığını da unutmamalıyız.
Bu nedenle sıcak paraya getirilecek vergi oranının dozu
oldukça kritik. Vergi yükü sınırlı kalır ve uzun vadeli yatırımlara güçlü
teşvik sağlanırsa sermayenin vadesi uzatılabilir.
Bence Maliye yalnızca “ne kadar vergi alacağız?” üzerinde
düşünmüyordur, “Vergiyi aldıktan sonra para hâlâ Türkiye'de kalacak
mı?” sorusuna da odaklanmıştır. Vergiyi artırmak kolaydır. Sermayeyi
ülkede tutmak ise ekonomi yönetiminin asıl sınavıdır.
“Para, kendisine en iyi muameleyi yapan yere gider” şeklinde finans piyasalarında sermayenin çok eski bir kuralının olduğunu unutmamalıyız.

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com