Merkez Ne Dedi?
Faiz artarsa, sabit bırakılırsa, düşerse piyasalarda ne yaşanır?
Son yazımızda “Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Faizin olduğu yerde bereket olmaz’ dediğine göre faizin yüksek olduğu lafları belli ki yeniden gündeme gelecek” yorumunu yaparak, faizden ne anlamak gerektiğini dilimiz döndüğünce anlatmıştık.
Cumhurbaşkanı’nın açıklamasını piyasalar, 11 Haziran 2026
tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı öncesi mevcut faiz oranının
yeniden gözden geçirilmesi uyarısı olarak yorumlamıştı.
Merkez Bankası yılın 4'üncü olan Haziran toplantısında
politika faizini yüzde 37’de sabit bıraktı. Tabi gecelik borç verme faizinin
yüzde 40 olmasını devam ettirdi. Böylece ocaktan bu yana süren faiz oranını
korumayı tercih etti.
Ancak yurtdışı piyasalarda artış yönlü beklenti vardı.
İçerideki siyasi gelişmeler nedeniyle JPMorgan gibi yatırımcı
kuruluşların analistleri, CHP için mutlak butlan kararıyla ‘artan
belirsizlik’ gerekçesiyle MB’nin Haziran ayında politika faizini
artırmasının muhtemel olduğunu açıklamıştı.
Politika faizi, yalnızca finans piyasalarını değil
vatandaşların günlük yaşamını da doğrudan etkiliyor. Faiz kararı; kredi
faizlerinden mevduat getirilerine, konut kredilerinden ticari finansmana kadar
birçok alanda belirleyici rol oynuyor.
Peki, faizin inmesi, sabit kalması ve artırılması halinde
piyasalarda neler oluyor?
Faiz “sabit kalır, düşer veya artar” senaryolarında
ekonomi aynı mekanizma üzerinden farklı yönlerde tepki veriyor. Para ne kadar
ucuz ya da pahalı ise davranışta o kadar farklı oluşuyor.
Faiz sabit kalırsa (şu anki durum) altın,
döviz, konut ne olur?
Bu klasik “bekle-gör” senaryosu olarak
nitelendiriliyor. Kredi faizleri çok hızlı değişmez, bankalar da temkinli
davranır. Talep kontrollü kalır. Eğer enflasyon düşüş eğilimindeyse, bu
politika “bekle ve sonuçları gör” yaklaşımına dönüşerek onu
desteklemeye çalışır.
Döviz kurlarında büyük sıçramalar genelde olmaz;
ama güven algısına bağlı olarak dalgalanma devam eder. Piyasa
psikolojisi ise en kritik konu olur. Belirsizlik azalmazsa yatırım
iştahı sınırlı kalır. Özetle sabit bırakılan faizde ekonomi ne ısınır
ne soğur; kontrollü ama “temkinli duruş” devam eder.
Faiz düşerse altın, döviz, konut ne olur?
Faiz düşüşü “ekonomiyi canlandıran ama enflasyon ve
varlık fiyatlarını yukarı itebilen” bir etki üretir. Faiz indirimleri,
ekonomiyi büyütmek veya canlandırmak amacıyla olan genişletici para
politikası olarak değerlendirilir. Faiz indirimleri ile kredi
faizleri düşer, bireyler ve şirketler daha kolay borçlanır. Tüketim ve
yatırım artırarak ekonomi canlanır. Ancak aynı zamanda enflasyon
baskısını yükselir.
Döviz ve altın açısından baktığımızda; TL
faizleri düştüğünden TL’nin cazibesi azalır. Bu da döviz ve altına
yönelimi artırabilir. Dolayısıyla kur ve altın fiyatlarında yukarı yönlü baskı
oluşabilir.
Konut piyasasında konut kredisi faizleri düşer,
aylık taksit miktarı azalır. Ancak bu durum, talebi artırır ve arz kısa vadede
yetişemediği için fiyatlar yükselme eğilimine girer. Ayrıca düşük mevduat
faizi, yatırımcıyı gayrimenkule yönlendirerek fiyatları destekler.
Faiz artarsa altın, döviz, konut ne olur?
Bu ekonomide “sıkılaştırma” yani frene daha
sert basma senaryosu olarak bilinir. Konut, ihtiyaç ve ticari krediler
belirgin şekilde pahalanır. Vatandaş harcamayı erteler, şirketler yatırım
planlarını geri çeker. Talep düştüğü için enflasyon baskısı azalır (hedeflenen
etki budur). TL daha cazip hale geleceği için dövize geçiş
azalabilir. Ekonomik büyüme yavaşlar, hatta bazı sektörlerde
daralma görülebilir. Özetle enflasyonu düşürmek için “ekonomiyi
bilerek yavaşlatma” politikasıdır faiz artırılması.
Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com