Hedef Değil, İtiraf Metni…
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Ama ortada bir "hedef" değil, ekonomideki çöküşün resmi tutanağını gördük.
Şubat ayında “2026
sonunda enflasyon yüzde 16 olacak” diyen Merkez Bankası, birkaç ay
sonra aynı hedefi yüzde 24’e çıkardı. Üstelik piyasa beklentisi yüzde 26.
Yani Merkez Bankası
artık kendi hedefinin bile tutmayacağını peşinen kabul ediyor.
Daha vahimi; 2025
sonunda yüzde 30,9 olan enflasyonun, 2026 sonunda ancak yüzde 26’ya düşmesi
bekleniyor. Koskoca bir yılda sadece 4,9 puanlık gerileme…
Bu tablo artık krizin
geçici değil; Türkiye’nin kronik yüksek enflasyona mahkûm hale geldiğini
gösteriyor.
Piyasalar ortada
enflasyonla gerçek bir mücadele olduğuna inanmıyor. Ortada sadece zaman
kazanmaya çalışan bir ekonomi yönetimi olduğu düşünülüyor.
Fatih Karahan “tüm
seçenekler masada” diyor ama piyasaya verilen somut bir sıkılaşma
sinyali yok. Faiz artırımı yok, sert tedbir yok, güçlü bir irade yok. Sadece
belirsizlik var.
Merkez Bankası’nın
tahmin aralığı açıklamayı bırakması bile başlı başına dikkat çekici. Çünkü
artık öngörü yapabilecek bir zemin kalmadı.
Sis öyle büyüdü ki,
Merkez Bankası da yolu kaybetti.
Buradaki temel sorun
sadece savaş, petrol fiyatı ya da jeopolitik riskler değil. Ortadoğu’daki
gerilim bütün gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor ama hiçbirinde enflasyon
Türkiye’deki kadar yapışkan değil.
Çünkü Türkiye’de
enflasyon artık maliyet kaynaklı olmaktan çıkıp, beklenti kaynaklı hale geldi.
Vatandaş da üretici de tüccar da artık “fiyat düşer mi” diye
değil, “daha ne kadar artar” diye düşünüyor.
Türkiye ekonomisi şu
anda ne tam sıkılaşabiliyor ne gevşeyebiliyor. Bunun nedeni de önceliğinin
fiyat istikrarı değil; büyümenin yavaşlamaması olması.
Ama ekonominin
doğasında erteleme diye bir şey yoktur.
Ödenmeyen her
faturanın faizi büyür.
Enflasyon artık sadece
market etiketlerini artırmıyor.
Maaşı eritiyor.
Tasarrufu yok ediyor. Orta sınıfı çökertiyor. Gençlerin geleceğini tüketiyor.
İnsanlar artık maaşını
hesaplamıyor; maaşının kaç gün dayanacağını hesaplıyor.
Ve en tehlikelisi
toplum yüksek enflasyona alışmaya başladı.
Fiyatlar kadar güven
de bozulursa, artık mesele ekonomi olmaktan çıkar.
Devletin itibarı aşınır. Kurallar anlamsızlaşır. Hukuk zayıflar. Toplum
geleceğe olan inancını kaybeder.
Açıkçası Merkez
Bankası’nın son açıkladığı rakamlar yalnızca ekonomik veri değildir.
Bugün gelinen noktada
ekonomi yönetimi aslında şunu söylüyor: “Tek haneye dönüş kısa vadede
mümkün değil.” 2028 için bile yüzde 9 hedefi açıklanması bunun açık
göstergesi. Yani Türkiye, en az üç yıl daha yüksek enflasyon rejiminde yaşamaya
hazırlanıyor.
Bu rakamlar, uygulanan ekonomi modelinin ağır bilançosudur.

Bu kadar net. Türkiye ekonomisinin özeti budur.
YanıtlaSil