04 Mayıs 2026

Yapılandırma işe yarıyor mu?

“Yapılandırma gündemde mi?” başlıklı son yazımıza gelen tepkilere cevap niteliğinde olması amacıyla 13 Haziran 2021’deki “Yapılandırıyoruz ama tahsil edemiyoruz” yazımızı bugüne de bazı notlar düşerek okurlara yeniden sunalım. Önceki yapılandırma verilerini de göreceksiniz.

“Geçtiğimiz 9 Haziran 2021 tarihinde 7326 sayılı vergi ve SSK prim borçlarının ödemesini kolaylaştıran yeni yapılandırma yürürlüğe girdi. Böylece son 20 yılda 13’üncü “Af Yasası” çıktı. Yani son 20 yılda yaklaşık 1,5 yıl arayla bir af yasası çıkmış oldu.

Cumhuriyetin ilanından bugüne 39, TBMM açılışından bugüne kadar ise 40 adet af kanunu çıkarıldı. 1920-1924 arası 1 adet 1924-1960 arası 7 adet, 1961-1980 arası 8 adet, 1981-2000 arası 11 adet, 2000-2021 tarihleri arasında 13 adet af kanunu yürürlüğe girmiş.

Böylece Cumhuriyetin ilanından bu yana ortalama 2,5 yılda bir af kanunu hayata geçmiş. Vergi borcu yapılandırmaları, günlük kullanımdaki adıyla "vergi afları" artık istisna olmaktan çıkıp “rutin haline geldi” denilirse yanlış olmaz.

Ödeyenin ‘keriz’ yerine konulması

Türkiye’de mükellefin kendi beyanı esas alınır. Yani ne kazandığını ne harcadığını verdiği beyanname ile belirten bir mükellefiyet uygulamamız var. Ancak mükellefin büyük çoğunluğu, alıp sattığı mal ve hizmet karşılığında kazandığını ve devlete ödemesi gereken KDV ve benzeri vergileri beyan ettiği halde ödemekten kaçınır.

Daha anlaşılır olsun diye bir örnek vereceğim: Bir vergi affı düzenlemesi öncesinde dönemin Maliye Bakanı ile yaptığımız görüşmede, “180 milyar lira tahakkuk var, (yani mükellefin kazancından devlete vereceği miktarı) tahsilat tutarı 6 milyar lirayı biraz geçiyor. Bu nedenle acilen bir yapılandırma düzenlemesi getirmemiz gerekiyor” demişti.

Şimdi en nihayetinde son vergiyi ödeyen vatandaş. Vatandaştan KDV’yi alan mükellef devlete ödemiyor. Mükellef beyanda bulunduğu halde iş ödemeye gelince neden yerine getirmiyor?

Maliye Bakanı’nın verdiği bilgide yer alan 6 milyar liralık tahsilatı ödeyen mükelleflerin, diğer ödemeyenlere göre kendilerinin ‘keriz’ yerine konulduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Tahsilat oranı her seferinde daha da düşüyor

Vergi düzenlemesinin görüşmeleri sırasında TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine bilgi notu verildi. Notta Ak Parti hükümetlerince getirilen geriye dönük son 6 af ve yapılandırma düzenlemesindeki veriler şöyle yer aldı:

25/2/2011 tarihli 6111 sayılı düzenlemeye 5 milyon 247 bin mükellef başvurdu. 39,5 milyar lira yapılandırıldı. 26,4 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk/tahsilat oranı yüzde 66,7.

11/9/2014 tarihli 6552 sayılı düzenlemeye 4,5 milyon mükellef başvurdu. 43,7 milyar lira yapılandırıldı. 11,2 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 25,8.

19/08/2016 tarihli 6736 sayılı düzenlemeye 5,9 milyon mükellef başvurdu. 80,4 milyar lira yapılandırıldı. 41,5 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 51,7.

27/5/2017 tarihli 7020 sayılı düzenlemeye 1,9 milyon mükellef başvurdu. 13,7 milyar lira yapılandırıldı. 5,7 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 41,5.

18/5/2018 tarihli 7143 sayılı düzenlemeye 6,3 milyon mükellef başvurdu. 69,6 milyar lira yapılandırıldı. 26,7 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 38,3.

2020 yılı Kasım ayında yürürlüğe giren 7256 sayılı kanuna 7,8 milyon mükellef başvurdu. 115,9 milyar lira yapılandırıldı. 26 Mayıs 2021 tarihi itibariyle 16,8 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk-Tahsilat oranı yüzde 14,5.

Kasım’da yürürlüğe giren 7256 ile 2017’deki 7020 sayılı yasalarda matrah artırımı yer almadı. Diğerlerinde olan matrah artırımı ile mükellefe “geriye dönük 5 yıl boyunca her ne usulsüz işlem yaptıysan, ödeyeceğin vergi oranını artır, incelemeyeceğim, görmezden geleceğim” denildi.

Mükellefin neden ödeme yapmadığının iyi araştırılması gerekiyor! Mükellef, toplanan vergilerin kendisine gelecekte daha sağlıklı ekonomi, iş hayatı işleyişi yaratmada kullanılmadığını mı düşünüyor?

Bunlara kafa yorulmalı! Yoksa önümüzdeki en geç 2,5 yıl sonra yeni bir yapılandırma olacağını şimdiden söyleyebiliriz. (2021’de bu lafı etmişiz. 2023 yılında 7440 Sayılı Kanun yapıldı)

Hele ki önümüzdeki 1,5 yıl içerisinde yapılacak seçimler nedeniyle de bu ‘kronik ödememe hastası mükellef’ kesiminin yine ödeme yapmayacağını tahmin etmek için de kâhin olmaya gerek yok. Seçimler sonrası gelecek iktidarın, ‘mükellefle barışma’ gerekçesiyle bir yapılandırmaya gidebileceğini şimdiden söyleyebiliriz. (2027-2028’de de bir seçim olacak)

Her defasında yapılandırılacak tutar artıyor

Dikkat ettiniz mi yapılandırmalara başvuran sayısı aşağı yukarı aynı. Ancak yapılandırılan tutar her defasında daha da artıyor. Tahsilat oranı ise her yapılandırmada öncekilere göre düşüyor.

Bunun nedenine bakıldığında mükellefin bir önceki yapılandırmaya başvurduğu, ama ödeme ile ilgili gereğini yerine getirmediği için borcu yeniden eski faizi ile güncellenmesi etkili oluyor. Bu nedenle yapılandırılan tutar her yeni af döneminde artıyor.

Yani her yapılandırmaya giren ancak ödemeye gelince, ‘devlet yeniden bir af getirir o zaman yeniden yapılandırırım’ düşüncesi ile ödemeyen bir kronik yapı var.

Mükellefin vergiyi ödemek yerine parasını bankaya faize yatırmasını önlemek için devletin daha yüksek tahsil faizi koymasının da ödemelerin aksatılmasında etkisi var. Dolayısıyla yapılandırılan tutar her af öncesi yükseliyor.

Bu arada, yukarıdaki adını ve numaralarını verdiğimiz yapılandırmalarda SSK Prim borçları dahil yok. O SGK Başkanlığında ayrı bir hesapta izleniyor. Oradaki tahakkuk/tahsilat oranları ise maliyenin topladığı tahsilattan yüzde 10’lar seviyesinde daha düşük olduğunu da hatırlatayım. Çalışanlarımızın iş güvencesi olan primler toplanmayınca, emeklilerin maaşı da düşük kalıyor.”

Değerli okur; 2021 yılında ne demişsek, bugün de durum aynen devam ediyor…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cemilcahitsaracoglu.blogspot.com