“Yapılandırma gündemde mi?” başlıklı son yazımıza gelen tepkilere cevap niteliğinde olması amacıyla 13 Haziran 2021’deki “Yapılandırıyoruz ama tahsil edemiyoruz” yazımızı bugüne de bazı notlar düşerek okurlara yeniden sunalım. Önceki yapılandırma verilerini de göreceksiniz.
“Geçtiğimiz 9 Haziran 2021 tarihinde 7326 sayılı vergi ve
SSK prim borçlarının ödemesini kolaylaştıran yeni yapılandırma yürürlüğe girdi. Böylece son 20 yılda 13’üncü “Af Yasası” çıktı. Yani son
20 yılda yaklaşık 1,5 yıl arayla bir af yasası çıkmış oldu.
Cumhuriyetin ilanından bugüne 39, TBMM açılışından bugüne
kadar ise 40 adet af kanunu çıkarıldı. 1920-1924 arası 1 adet 1924-1960 arası 7
adet, 1961-1980 arası 8 adet, 1981-2000 arası 11 adet, 2000-2021 tarihleri
arasında 13 adet af kanunu yürürlüğe girmiş.
Böylece Cumhuriyetin ilanından bu yana ortalama 2,5 yılda
bir af kanunu hayata geçmiş. Vergi borcu yapılandırmaları, günlük kullanımdaki
adıyla "vergi afları" artık istisna olmaktan çıkıp “rutin
haline geldi” denilirse yanlış olmaz.
Ödeyenin ‘keriz’ yerine konulması
Türkiye’de mükellefin kendi beyanı esas alınır. Yani ne
kazandığını ne harcadığını verdiği beyanname ile belirten bir mükellefiyet
uygulamamız var. Ancak mükellefin büyük çoğunluğu, alıp sattığı mal ve hizmet
karşılığında kazandığını ve devlete ödemesi gereken KDV ve benzeri vergileri beyan
ettiği halde ödemekten kaçınır.
Daha anlaşılır olsun diye bir örnek vereceğim: Bir
vergi affı düzenlemesi öncesinde dönemin Maliye Bakanı ile yaptığımız
görüşmede, “180 milyar lira tahakkuk var, (yani mükellefin kazancından
devlete vereceği miktarı) tahsilat tutarı 6 milyar lirayı biraz geçiyor.
Bu nedenle acilen bir yapılandırma düzenlemesi getirmemiz gerekiyor”
demişti.
Şimdi en nihayetinde son vergiyi ödeyen vatandaş. Vatandaştan
KDV’yi alan mükellef devlete ödemiyor. Mükellef beyanda bulunduğu halde iş
ödemeye gelince neden yerine getirmiyor?
Maliye Bakanı’nın verdiği bilgide yer alan 6 milyar liralık
tahsilatı ödeyen mükelleflerin, diğer ödemeyenlere göre kendilerinin ‘keriz’
yerine konulduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Tahsilat oranı her seferinde daha da düşüyor
Vergi düzenlemesinin görüşmeleri sırasında TBMM Plan Bütçe
Komisyonu’nda milletvekillerine bilgi notu verildi. Notta Ak Parti hükümetlerince
getirilen geriye dönük son 6 af ve yapılandırma düzenlemesindeki veriler şöyle yer
aldı:
25/2/2011 tarihli 6111 sayılı düzenlemeye 5 milyon 247 bin
mükellef başvurdu. 39,5 milyar lira yapılandırıldı. 26,4 milyar lira tahsil
edildi. Tahakkuk/tahsilat oranı yüzde 66,7.
11/9/2014 tarihli 6552 sayılı düzenlemeye 4,5 milyon
mükellef başvurdu. 43,7 milyar lira yapılandırıldı. 11,2 milyar lira tahsil
edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 25,8.
19/08/2016 tarihli 6736 sayılı düzenlemeye 5,9 milyon
mükellef başvurdu. 80,4 milyar lira yapılandırıldı. 41,5 milyar lira tahsil
edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 51,7.
27/5/2017 tarihli 7020 sayılı düzenlemeye 1,9 milyon
mükellef başvurdu. 13,7 milyar lira yapılandırıldı. 5,7 milyar lira tahsil
edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 41,5.
18/5/2018 tarihli 7143 sayılı düzenlemeye 6,3 milyon
mükellef başvurdu. 69,6 milyar lira yapılandırıldı. 26,7 milyar lira tahsil
edildi. Tahakkuk/Tahsilat oranı yüzde 38,3.
2020 yılı Kasım ayında yürürlüğe giren 7256 sayılı kanuna
7,8 milyon mükellef başvurdu. 115,9 milyar lira yapılandırıldı. 26 Mayıs 2021
tarihi itibariyle 16,8 milyar lira tahsil edildi. Tahakkuk-Tahsilat oranı yüzde
14,5.
Kasım’da yürürlüğe giren 7256 ile 2017’deki 7020 sayılı
yasalarda matrah artırımı yer almadı. Diğerlerinde olan matrah artırımı ile
mükellefe “geriye dönük 5 yıl boyunca her ne usulsüz işlem yaptıysan,
ödeyeceğin vergi oranını artır, incelemeyeceğim, görmezden geleceğim” denildi.
Mükellefin neden ödeme yapmadığının iyi araştırılması
gerekiyor! Mükellef, toplanan vergilerin kendisine gelecekte daha sağlıklı
ekonomi, iş hayatı işleyişi yaratmada kullanılmadığını mı düşünüyor?
Bunlara kafa yorulmalı! Yoksa önümüzdeki en geç 2,5 yıl
sonra yeni bir yapılandırma olacağını şimdiden söyleyebiliriz. (2021’de bu
lafı etmişiz. 2023 yılında 7440 Sayılı Kanun yapıldı)
Hele ki önümüzdeki 1,5 yıl içerisinde yapılacak seçimler
nedeniyle de bu ‘kronik ödememe hastası mükellef’ kesiminin yine ödeme
yapmayacağını tahmin etmek için de kâhin olmaya gerek yok. Seçimler sonrası
gelecek iktidarın, ‘mükellefle barışma’ gerekçesiyle bir yapılandırmaya
gidebileceğini şimdiden söyleyebiliriz. (2027-2028’de de bir seçim olacak)
Her defasında yapılandırılacak tutar artıyor
Dikkat ettiniz mi yapılandırmalara başvuran sayısı aşağı
yukarı aynı. Ancak yapılandırılan tutar her defasında daha da artıyor. Tahsilat
oranı ise her yapılandırmada öncekilere göre düşüyor.
Bunun nedenine bakıldığında mükellefin bir önceki
yapılandırmaya başvurduğu, ama ödeme ile ilgili gereğini yerine getirmediği
için borcu yeniden eski faizi ile güncellenmesi etkili oluyor. Bu nedenle
yapılandırılan tutar her yeni af döneminde artıyor.
Yani her yapılandırmaya giren ancak ödemeye gelince, ‘devlet
yeniden bir af getirir o zaman yeniden yapılandırırım’ düşüncesi ile
ödemeyen bir kronik yapı var.
Mükellefin vergiyi ödemek yerine parasını bankaya faize
yatırmasını önlemek için devletin daha yüksek tahsil faizi koymasının da ödemelerin
aksatılmasında etkisi var. Dolayısıyla yapılandırılan tutar her af öncesi
yükseliyor.
Bu arada, yukarıdaki adını ve numaralarını verdiğimiz yapılandırmalarda
SSK Prim borçları dahil yok. O SGK Başkanlığında ayrı bir hesapta izleniyor.
Oradaki tahakkuk/tahsilat oranları ise maliyenin topladığı tahsilattan yüzde
10’lar seviyesinde daha düşük olduğunu da hatırlatayım. Çalışanlarımızın iş
güvencesi olan primler toplanmayınca, emeklilerin maaşı da düşük kalıyor.”
Değerli okur; 2021 yılında ne demişsek, bugün de durum aynen devam ediyor…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com