Dizel krizi gerçekten kapıda….

IEA'nın eylül raporuna göre
küresel rafineri çalıştırma miktarı 2026'da yaklaşık 2,6 milyon varil/gün
azalacak; ağustosta rafineri üretimi geçen yılın aynı döneminin 4,2 milyon
varil/gün altındaydı. Aynı rapor, Atlantik havzasında özellikle dizel marjlarının
rekor seviyelere çıktığını belirtiyor.
Daha önemlisi, IEA 2 Ekim'de
G7 toplantısında ham petrol akışlarının önemli ölçüde toparlanmasına rağmen
rafine ürün akışlarının ciddi biçimde kısıtlı kaldığını, Rus rafinerilerine
yönelik saldırıların da dizel sıkışıklığını artırdığını söyledi.
Yani bugünün enerji krizinde
kritik gösterge yalnızca Brent değil; “barrel of diesel”ın bulunabilirliği ve
fiyatıdır. Bu nedenle Brent'in 100 dolar civarında olması tek başına motorin
piyasasının durumunu açıklamıyor.
Çin'in kararı son
derece önemli
Çinli rafineriler, Hong Kong
ve Makao dışındaki ekim ayı petrol ürünü ihracatlarını askıya aldı. PetroChina
bazı ekim yüklemelerini iptal etti; kararın 7 Ekim'deki tatil sonrasında devam
edip etmeyeceği ise henüz belli değil. Bu önemli; çünkü Çin yalnızca büyük bir
ham petrol ithalatçısı değil, aynı zamanda dünyanın en büyük rafineri
merkezlerinden biri.
Etkisi şimdiden görülüyor. Asya'da
dizel piyasası sıkılaştı. Asya dizel rafineri marjları yaklaşık 75 dolar/varil
civarına çıktı. Ekim-Kasım fiyat farkları yükseldi. Çin'den önemli miktarda
dizel alan Singapur ve Avustralya gibi piyasalar alternatif kaynak aramak
zorunda kalıyor.
Arz bu kadar
sıkışıkken fiyat neden düşüyor?
Çünkü piyasa yalnızca arzı fiyatlamıyor. Şu anda üç karşıt güç dizelde dengeyi etkiliyor. Dizel fiyatlarını yukarı yönlü artıran gücün başında Çin'in ürün ihracatını durdurması, dizel, benzin ve jet yakıtı arzını azaltması geliyor. Putin ekim boyunca dizel ihracatını durduracağını, yaptırımlar kaldırılana kadar küresel pazara dizel arzının devam etmeyeceğini söyledi. İran-ABD/İsrail savaşı nedeniyle Orta Doğu’daki rafinerileri ve ihracat altyapısında meydana gelen hasarlar nedeniyle ürün ihracatı azalıyor. Öyle ki; Ortadoğu'nun dizel sevkiyatları mart-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse yarıya düşmüş durumda. Bunlara bir de Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırıları eklendi.
Dizel fiyatlarını aşağı yönlü düşüren
kuvvet ise stratejik rezervler açısından ortaya çıkıyor. G7’de yaklaşık 100
milyon varil petrol ve dizel rezervinin piyasaya sürülmesi konusunda anlaşmaya
varıldı. Üstelik bunun önemli bölümünün dizel olması planlanıyor.
İşte bu son haber piyasaya “Arz
açığı oluştuğunda hükümetler piyasayı kendi haline bırakmayacak” mesajı
verdi:
Piyasa açısından bu mesaj çok
önemli. Çünkü petrol fiyatı yalnızca bugün var olan fiziksel petrolü değil,
gelecekteki arz açığı ihtimalini de fiyatlıyor. Bu nedenle bugünlerde fiyatın
aşağı gelmesi şaşırtıcı değil. Nitekim G7 kararından sonra Brent yaklaşık 102
dolar civarına gerilerken West Texas Intermediate (WTI) daha fazla düştü;
Avrupa gasoil fiyatları da sert geriledi.
Hürmüz’ün ekonomik
karşılığı çok büyük…
Burada sıkıntı yalnızca “İran
Boğazı'nı kapatır mı?” değil, Hürmüz'den geçen tanker trafiğinin güvenli ve
sürekli olup olmadığıdır. Dolayısıyla buradaki kritik eşik; Hürmüz'ün tamamen
kapanması değil, piyasanın Hürmüz'den düzenli ve güvenli sevkiyata olan
güvenini kaybetmesidir. Bu gerçekleşirse fiyatın çıkış etkisi çok daha hızlı
olabilir.
Gelelim sıkıntı oluşturacak bir
başka soruna…Çin'in nadir toprak elementleri kozunu kullanması çok ciddi bir
küresel ekonomik şok yaratabilir. ABD’nin ağır nadir toprak elementlerinde
Çin'e ciddi ölçüde bağımlı olduğu biliniyor. Dolayısıyla Çin ihracatı kapsamlı
biçimde kısıtlarsa otomotiv ve savunma sanayisinde üretim darboğazları ortaya
çıkarabilir.
Asıl tehlike ise hem Hürmüz’ün
devre dışı kalması hem de Çin’in nadir toprak elementlerinde kısıta gitmesiyle
ortaya çıkar. Böyle bir durum klasik anlamda sadece “petrol enflasyonu”
değil, daha geniş bir arz kaynaklı maliyet enflasyonu yaratacaktır.
Peki bütün bu anlattıklarımıza
rağmen motorinde 4,92 TL'lik indirimi nasıl mümkün oluyor?
Bugün (6 Ekim 2026 Salı) pompa
fiyatlarında giren 4.92 TL tutarında dizeldeki indirimi de biraz açalım. Temel nedeni
Türkiye'deki pompa fiyatının, günlük küresel fiziksel arz açığını bire bir
yansıtmamasından kaynaklanıyor. Çünkü piyasa fiyatlaması; vadeli sözleşmeler,
beklentiler, stoklar, rafineri marjları ve kur üzerinden hareket ediyor.
Yani piyasa “Çin ihracatı
kesti, fiyat artacak” diye düşünürken, aynı anda “G7 100 milyon varil
açacak, Avrupa stoklarını kullanacak, ABD ihracat yasağı gelmeyecek, Ortadoğu
üretimi kademeli toparlanacak” beklentisi vadeli ürün fiyatı düşebiliyor.
Son olarak ben önümüzdeki
günlerde özellikle şu 5 göstergeyi izleyeceğim.
Çin'in 7 Ekim sonrasında
rafine ürün ihracatına yeniden izin verip vermemesi. Hürmüz'den tanker
geçişlerinin sürdürülebilirliği. Rusya'nın dizel ihracat yasağının uzatılıp
uzatılmaması. G7'nin açıkladığı 100 milyon varilin gerçekten hangi hızla
fiziksel piyasaya ulaşacağı ve Avrupa ve Asya'da dizel/gasoil crack
spread'lerinin yeniden yükselip yükselmediği…
Özellikle “Avrupa ve
Asya'da dizel/gasoil crack spread'lerinin yeniden yükselip yükselmediği” Brent'ten
daha önemli.
Çünkü eğer Brent 100 doların
altına inerken gasoil-dizel crack spread'i yükselmeye devam ederse, bu bize çok
net biçimde şunu söyler:
“Sorun artık ham petrolün fiyatı değil, ham petrolü motorine dönüştürecek yeterli rafineri kapasitesinin ve küresel ticaret akışının bulunup bulunmadığıdır.”
Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com