Dezenflasyonun görünmeyen freni neresiymiş?
Merkez Bankası hafta başında milletvekillerine yaptığı enflasyon değerlendirmesinde, Türkiye'nin dezenflasyon hikâyesi üzerinde daha fazla durulması gereken bir başka gerçek görüldü. O da “Enflasyonla mücadele yalnızca faiz ve para politikasıyla yürütülemiyor” gerçeği.
Verilere göre Merkez Bankası'nın uyguladığı sıkı para politikasının karşısında, bazı kamu politikaları dezenflasyonist bir çizgide ilerlemiyor.
TÜİK rakamları çerçevesinde
ilk bakışta yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,7'ye gerilediğini gösteriyor.
Nisanda yüzde 32,4 olan yıllık enflasyonda 2,6 puanlık düşüş var. Ana eğilim
göstergeleri yıllık enflasyonun altında seyrediyor. Bu da talep koşullarının ve
sıkı para politikasının fiyatlama davranışları üzerindeki etkisinin giderek
güçlendiğini gösteriyor.
Ancak aynı tabloda başka bir
gerçek ise her şeye bir kez daha bakılması gerektiğini gösteriyor. O da enerji
fiyatları.
MB, 2026'daki dezenflasyon
sürecinin ivme kaybetmesinde jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları
üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Enerji grubunda yıllık fiyat artışının
yüzde 46,1 ile geçen yılın yaklaşık 11 puan üzerinde olduğunu vurguluyor.
Ancak ekonomi politikasının
temel çelişkisi de burada ortaya çıkıyor.
MB yüksek faizle talebi
soğutuyor. Kredi büyümesini sınırlıyor. Harcamaları ve fiyatlama davranışlarını
frenlemeye çalışıyor. Hanehalkının ve şirketlerin talebini zayıflatıyor.
Fakat aynı anda enerji,
akaryakıt ve kamunun fiyat artışları maliyetleri yukarı çekiyor. Yani bir
tarafta frene basılıyor, diğer tarafta ekonominin maliyet tarafında yeni
baskılar oluşuyor.
O nedenle mesele yalnızca
petrol fiyatı değil…
Elbette enerji fiyatlarındaki
artışın tamamını kamu politikalarına bağlamıyorum. Orta Doğu'daki jeopolitik
gelişmeler, petrol fiyatları, küresel rafineri marjları ve enerji arzındaki
riskler Türkiye'nin kontrolünde değil.
Fakat dışarıdan gelen bir
şokun ekonomiye ne ölçüde yansıyacağı yalnızca dış koşullara bağlı olmaz.
Devlet; vergi, tarife, sübvansiyon ve yönetilen fiyat mekanizmalarıyla bu şokun
tüketiciye ve üreticiye ne kadar yansıyacağını belirleyebiliyor.
Bunun en çarpıcı örneği eşel
mobil sisteminde görülüyor.
MB'nin değerlendirmesine göre
eşel mobil, küresel enerji şokunun akaryakıt fiyatlarına yansımasını ciddi
sınırladı. Yani izlenen bir kamu politikası, dışarıdan gelen enflasyonist şokun
içerideki etkisini frenledi.
Bu durum, kamu politikasının
yalnızca “enflasyonu artıran bir unsur olmadığını, doğru tasarlandığında
enflasyonu sınırlayan bir tampon da olabildiğinin” önemli bir göstergesi
oldu.
O halde devletin uyguladığı
bütün ekonomi politikaları aynı anda dezenflasyonu destekliyor mu? sorusunu
iyice tartışmalıyız…
Merkez Bankası'nın yükü neden
artıyor?
Türkiye'de enflasyonla
mücadele neredeyse tamamen Merkez Bankası'nın omuzlarına bırakılmış görünüyor.
Faiz yükseliyor, kredi sıkılaşıyor, talep daralıyor.
Fakat enflasyonun maliyet
tarafında enerji, vergi ve kamunun fiyat ayarlamaları devreye giriyor. Böyle
bir tabloda Merkez Bankası'nın işi doğal olarak zorlaşıyor.
Dolayısıyla kamu kaynaklı
maliyet artışları dezenflasyonun hızını düşürdüğünde, faturanın tamamı yalnızca
enflasyon olarak karşımıza çıkmaz. Daha uzun süre devam eden sıkı para
politikasının büyüme üzerindeki maliyeti de yükselir.
Vergi artışları açısından da
benzer bir durum söz konusu.
Devletin bütçe dengelerini
gözetmesi ve kamu gelirlerini artırmak için tüketici fiyatlarına doğrudan
yansıyan vergi düzenlemelerinin, enflasyonun düşürülmeye çalışıldığı bir
dönemde fiyatlar genel seviyesini yukarı çektiğini de kabul edelim.
Verginin varlığı bir sorun değil,
zamanlaması ve dezenflasyon süreciyle uyumu önemli.
Mesela elektrik, doğal gaz,
akaryakıt ve diğer kamu tarafından belirlenen fiyatların ekonominin geri
kalanına yayılan maliyet etkileri iyi hesap edilmeli.
Akaryakıt fiyatı yükseldiğinde
yalnızca depodaki yakıt pahalanmıyor. Taşımacılık pahalanıyor, lojistik
maliyeti yükseliyor. Üretim maliyetleri artıyor. Hizmet fiyatları bundan
etkileniyor.
Yani fiyatlardaki artışın
etkisini yalnızca TÜFE sepetindeki doğrudan ağırlığı üzerinden hesaplamak
yanıltıcı olabilir.
Son söz…Dışarıdan gelen enerji
şoklarını engelleyemeyebiliriz. Ancak bu şokların içeride ne kadar büyüyeceğini
belirleyebiliriz. Eşel mobil bunun mümkün olduğunu gösterdi.
MB frene basarken ekonomi
politikasının diğer ayağı gaza basarsa, enflasyon düşer; ama gereğinden yavaş
düşer.
Bunun maliyetini de sonunda şimdilerde olduğu gibi sadece Merkez Bankası değil, bütün ekonomi ödüyor.

Yorumlar
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com