06 Nisan 2026

Toprak yönetmelikle korunur mu?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de 4 Nisan tarihinde yayımladığı “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmeliği”ndeki ifadeler işin uzmanlarınca ciddiye alınmadı. 26 maddelik yönetmeliğin 15’inci maddesi “Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı”nı, 16’ncı maddesi “Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanımı ile ilgili genel hükümlerini” kapsıyor.

Bu nedenle yönetmelikteki “Büyük ovalar korunacak”, “tarım arazileri amacı dışında kullanılamaz”, “toprak korunacak”…ifadeleri için “kağıt üzerinde her şey kusursuz gösteriliyor” eleştirisi yapılıyor.

Bakanlığın bürokratlarınca bile, yönetmeliğin satır aralarında o “kesin yasakların” birer “istisna kapısına” dönüştüğü iddia ediliyor. “Bu metin, toprağı korumaktan çok, toprağın nasıl hukuken dönüştürülebileceğinin tarifini yapıyor” notu düşülüyor.

Yönetmelikteki “Alternatif alan bulunamazsa… kurul uygun görürse… kamu yararı kararı alınırsa…” ifadeleri için ise bürokrasi, “Bakın açık yazıyor” diyerek, “İşte kilit cümle bu” notu ile şunları dile getiriyorlar:

“Türkiye’de ‘alternatif alan bulunamaması’ ne demek İstenilen her projenin mutlaka bir gerekçeyle yapılabilir hale getirilmesi demek.”

Biz yönetmelikte “Kamu yararı” vurgulanıyor ama dediğimizde….

“O da çoğu zaman kamudan çok belli çevrelerin yararına çalışan, esnetilebilir bir anahtar kavram” ifadesi ile karşılaşıyoruz.


Daha çarpıcı olanı şu cümlelerle aktarılıyor:
“Bir alan “büyük ova koruma alanı” ilan ediliyor ama…

  • Daha önce başlatılmış işlemler kapsam dışı
  • İmar planı süreci başlamışsa ayrı değerlendirme
  • Bir kısmı ova içindeyse “en az zarar” yaklaşımı
  • Birden fazla kurum varsa top sorumluluktan sektiriliyor

Yani ne oluyor?
Koruma alanı ilan ediyorsunuz ama aynı anda onlarca arka kapı bırakıyorsunuz.

Bu, koruma değil…
Bu, kontrollü çözülme.”


Yönetmelikteki bir başka kritik noktanın da maden, enerji ve doğal kaynak aramaları olduğunu dile getiren bürokratlar, şöyle devam ediyor:

“Yönetmelik diyor ki: ‘Toprak korunacak… ama arama yapılabilir.’
‘Zarar verilmemeli… ama verilirse eski haline getirileceğine dair taahhüt alınır.’

Türkiye’de kaç maden sahası gerçekten eski haline getirildi?
Kaç tarım arazisi kazıldıktan sonra tekrar verimli hale döndü?

Kağıt üzerindeki taahhüt ile toprağın gerçekliği arasında derin bir uçurum var.”


Eleştiriye devam ediyorlar:
“Tarım dışı kullanım izinleri veriliyor, sonra iki yıl içinde plan yapılmazsa ‘geçersiz’ sayılıyor.

Peki o iki yılda ne oluyor?

Kazı yapılıyor.
Dolgu yapılıyor.
Arazi fiilen değiştiriliyor.

Sonra?
‘İzin geçersiz.’

Ama toprak zaten gitmiş oluyor.”


Peki, yönetmelikte eksik olan nedir, ne nasıl olmalıydı? diye sorduğumuzda;

“Asıl mesele şu:

Bu yönetmelik, toprağı koruyan bir metin olmaktan çok,
toprağın nasıl kaybedileceğinin hukuki çerçevesini çiziyor.

Çünkü gerçek bir koruma metni:

  • ‘İstisna’yı bu kadar geniş tanımlamaz
  • ‘Kamu yararı’nı bu kadar belirsiz bırakmaz
  • ‘Alternatif yoksa’ gibi ucu açık ifadeler kullanmaz

Ama burada hepsi var.”


Bir de gıda güvenliğinin temeli olan Türkiye’nin en verimli ovalarının halini sorduk. Bürokratlar bizden daha mutsuz ve umutsuz…

“Türkiye’nin en verimli ovaları bugün artık sadece çiftçinin değil; müteahhidin, madencinin, enerji yatırımcısının ve plan yapıcının da radarında. Ve bu yönetmelik, o radarın önünü kesmek yerine, ona hukuki meşruiyet sağlıyor” ifadesini kullanıyorlar.


Tarım bakanlığında emekliliği gelmiş, yılların birikimini sırtında taşıyan bürokratlardan biri durumu şu sözlerle özetliyor:

“Toprak bir günde kaybedilmez. Yavaş yavaş, parça parça, ‘istisna’ adı altında elden çıkar. Ve bir gün dönüp baktığınızda artık korunacak ova kalmamıştır….Sadece korunuyormuş gibi yapılan bir düzen kalmıştır.”

Bu arada "umut verici haber" diye servis edilenleri de aktaralım:

“Tarlalarda bungalov ve bağ evlerine yasak geldi. Düzenlemeye göre, bungalov ve bağ evi için kurul izni gerekecek, kaçak yapılar yıkılacak, tarlalar eski haline getirilecek. Yıkım kararı olan yapıların 1 ay içinde yıkılması gerekiyor Mevcut yapılar için de izin başvurusu yapılacak.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cemilcahitsaracoglu.blogspot.com