Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de 4 Nisan tarihinde yayımladığı “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmeliği”ndeki ifadeler işin uzmanlarınca ciddiye alınmadı. 26 maddelik yönetmeliğin 15’inci maddesi “Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı”nı, 16’ncı maddesi “Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlı kullanımı ile ilgili genel hükümlerini” kapsıyor.
Bu nedenle yönetmelikteki “Büyük ovalar korunacak”, “tarım
arazileri amacı dışında kullanılamaz”, “toprak korunacak”…ifadeleri
için “kağıt üzerinde her şey kusursuz gösteriliyor” eleştirisi yapılıyor.
Bakanlığın bürokratlarınca bile, yönetmeliğin satır aralarında
o “kesin yasakların” birer “istisna kapısına” dönüştüğü iddia
ediliyor. “Bu metin, toprağı korumaktan çok, toprağın nasıl hukuken
dönüştürülebileceğinin tarifini yapıyor” notu düşülüyor.
Yönetmelikteki “Alternatif alan bulunamazsa… kurul uygun
görürse… kamu yararı kararı alınırsa…” ifadeleri için ise bürokrasi, “Bakın
açık yazıyor” diyerek, “İşte kilit cümle bu” notu ile şunları dile
getiriyorlar:
“Türkiye’de ‘alternatif alan bulunamaması’ ne demek İstenilen
her projenin mutlaka bir gerekçeyle yapılabilir hale getirilmesi demek.”
Biz yönetmelikte “Kamu yararı” vurgulanıyor ama
dediğimizde….
“O da çoğu zaman kamudan çok belli çevrelerin yararına
çalışan, esnetilebilir bir anahtar kavram” ifadesi ile karşılaşıyoruz.
Daha çarpıcı olanı şu cümlelerle aktarılıyor:
“Bir alan “büyük ova koruma alanı” ilan ediliyor ama…
- Daha
önce başlatılmış işlemler kapsam dışı
- İmar
planı süreci başlamışsa ayrı değerlendirme
- Bir
kısmı ova içindeyse “en az zarar” yaklaşımı
- Birden
fazla kurum varsa top sorumluluktan sektiriliyor
Yani ne oluyor?
Koruma alanı ilan ediyorsunuz ama aynı anda onlarca arka kapı
bırakıyorsunuz.
Bu, koruma değil…
Bu, kontrollü çözülme.”
Yönetmelikteki bir başka kritik noktanın da maden, enerji ve
doğal kaynak aramaları olduğunu dile getiren bürokratlar, şöyle devam ediyor:
“Yönetmelik diyor ki: ‘Toprak korunacak… ama arama
yapılabilir.’
‘Zarar verilmemeli… ama verilirse eski haline getirileceğine dair taahhüt
alınır.’
Türkiye’de kaç maden sahası gerçekten eski haline getirildi?
Kaç tarım arazisi kazıldıktan sonra tekrar verimli hale döndü?
Kağıt üzerindeki taahhüt ile toprağın gerçekliği arasında derin
bir uçurum var.”
Eleştiriye devam ediyorlar:
“Tarım dışı kullanım izinleri veriliyor, sonra iki yıl içinde plan yapılmazsa ‘geçersiz’
sayılıyor.
Peki o iki yılda ne oluyor?
Kazı yapılıyor.
Dolgu yapılıyor.
Arazi fiilen değiştiriliyor.
Sonra?
‘İzin geçersiz.’
Ama toprak zaten gitmiş oluyor.”
Peki, yönetmelikte eksik olan nedir, ne nasıl olmalıydı?
diye sorduğumuzda;
“Asıl mesele şu:
Bu yönetmelik, toprağı koruyan bir metin olmaktan çok,
toprağın nasıl kaybedileceğinin hukuki çerçevesini çiziyor.
Çünkü gerçek bir koruma metni:
- ‘İstisna’yı
bu kadar geniş tanımlamaz
- ‘Kamu
yararı’nı bu kadar belirsiz bırakmaz
- ‘Alternatif
yoksa’ gibi ucu açık ifadeler kullanmaz
Ama burada hepsi var.”
Bir de gıda güvenliğinin temeli olan Türkiye’nin en verimli
ovalarının halini sorduk. Bürokratlar bizden daha mutsuz ve umutsuz…
“Türkiye’nin en verimli ovaları bugün artık sadece çiftçinin
değil; müteahhidin, madencinin, enerji yatırımcısının ve plan yapıcının da
radarında. Ve bu yönetmelik, o radarın önünü kesmek yerine, ona hukuki
meşruiyet sağlıyor” ifadesini kullanıyorlar.
Tarım bakanlığında emekliliği gelmiş, yılların birikimini
sırtında taşıyan bürokratlardan biri durumu şu sözlerle özetliyor:
“Toprak bir günde kaybedilmez. Yavaş yavaş, parça
parça, ‘istisna’ adı altında elden çıkar. Ve bir gün dönüp
baktığınızda artık korunacak ova kalmamıştır….Sadece korunuyormuş gibi yapılan
bir düzen kalmıştır.”
Bu arada "umut verici haber" diye servis edilenleri de aktaralım:
“Tarlalarda bungalov ve bağ evlerine yasak geldi. Düzenlemeye
göre, bungalov ve bağ evi için kurul izni gerekecek, kaçak yapılar yıkılacak,
tarlalar eski haline getirilecek. Yıkım kararı olan yapıların 1 ay içinde
yıkılması gerekiyor Mevcut yapılar için de izin başvurusu yapılacak.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com