İstanbul’da bir site düşünün… Aidatlar ödeniyor, güvenlik kulübesinde personel nöbette, temizlik yapılıyor, peyzaj düzenli. Her şey “yolunda” görünüyor. Ta ki bir sabah gerçeğin kapıya dayanmasına kadar.
Bir grup
gazeteciyle bir araya gelen Tepe Kurumsal İcra Kurulu Başkanı Murat
Altıkardeşler’in paylaştığı örnek tam da bunu anlatıyor. Yıllardır hizmet veren
bir tesis yönetim firması, çalıştırdığı personelin SGK primlerini ödememiş.
Kimsenin haberi yok. Ne site yönetiminin, ne kat maliklerinin… Gerçek ortaya
çıktığında ise tablo ağır: Personel haklı olarak eylem yapıyor, site bir gecede
güvenliksiz kalıyor.
Sorun sadece
prim borcu değil. Sorun, “nasıl olsa bir şey olmaz” rahatlığı.
“SGK borcu yoktur” yazısı neden hayati?
Türkiye’de
site sayısı hızla artıyor. Artık milyonlarca insan rezidans ve toplu konutlarda
yaşıyor. Bu yaşam modelinde en kritik başlık ise profesyonel hizmet yönetimi.
Güvenlikten temizliğe, teknik bakımdan ilaçlamaya kadar her şey dışarıdan
alınan hizmetlerle yürütülüyor.
Peki site
yönetimleri bu firmaları ne kadar denetliyor?
Altıkardeşler’in
en net uyarısı şu: Her ay düzenli olarak “SGK borcu yoktur” yazısı alınmalı.
Bu belge bir
formalite değil. Çünkü primlerin ödenmemesi yalnızca çalışanın mağduriyeti
anlamına gelmiyor; hukuki ve mali risk zincirini de beraberinde getiriyor.
Yarın bir iş kazası yaşandığında ya da personel dava açtığında, sorumluluk
sadece hizmet firmasının kapısında kalmayabiliyor.
Kurumsallık sadece tabela değildir
Altıkardeşler’in
dikkat çektiği bir diğer konu ise “kurumsal yapı”.
Tepe
Kurumsal çatısı altında; Tepe Güvenlik, Tepe Tesis Yönetimi ve diğer markaların
tek organizasyonda toplanması aslında şunu anlatıyor: Hizmet parçalı değil,
entegre ve denetlenebilir olmalı.
Kurumsallık;
- Giriş-çıkış yoğunluğunu ölçmek,
- Kapı kullanımını saatlere göre
planlamak,
- Devriyeyi kamera ve sensörle
optimize etmek,
- Personel maliyetini veriye
dayalı yönetmek demektir.
Yani mesele
sadece güvenlik görevlisinin orada durması değil; doğru sayıda, doğru
vardiyada, doğru sistemle çalışmasıdır.
Vardiya sistemi kâğıt üzerinde mi, sahada mı?
Site
yönetimlerinin çoğu sözleşmeye bakıyor ama uygulamayı kontrol etmiyor. Oysa
vardiya listeleri, puantaj kayıtları, SGK bildirgeleri düzenli olarak
incelenmeli. “Üç vardiya var” deniyorsa gerçekten üç vardiya çalışıyor mu?
Fazla mesai nasıl hesaplanıyor? Personel sirkülasyonu neden yüksek?
Denetim
yoksa risk vardır.
İlaçlamada bile belge şart
Bir başka
kritik başlık: ilaçlama.
Hangi kimyasal kullanılıyor? Sağlık Bakanlığı onayı var mı? Uygulama raporu
düzenleniyor mu?
Ucuz hizmet
çoğu zaman eksik belge demektir. Eksik belge ise ileride doğacak hukuki ve
sağlık risklerinin habercisidir.
Asıl soru şu:
Site
yönetimleri gerçekten yönetiyor mu, yoksa sadece aidat mı topluyor?
Modern şehir
yaşamında site yönetimi artık gönüllü apartman temsilciliği değil; ciddi bir
yönetişim meselesi. Aksi halde bir sabah kalktığınızda güvenlik kulübesi boş,
personel kapıda eylemde, site ise hukuki krizin eşiğinde olabilir.
Bir gecede güvenliksiz kalmamak için, bugün bir belge istemek yeterli olabilir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com