13 Şubat 2026

‘Meteoroloji Başkanı’ da ‘altın yüzünden’ dedi


Ekonomide yaşanan sıkıntılara çözümün 10 bin ton olduğu söylenen altınların çıkarılması ile çözüleceği sanılıyor. Enflasyona çözüm bulamayan Merkez Bankası da ‘altın yüzünden’ demeye başladı. Banka meteoroloji müdürlüğü gibi yağışların azlığı çokluğu bahanesinin enflasyon için inandırıcı olmadığını anlamış olacak ki; şimdi yastık altındaki altınlara taktı kafayı. Yastık altında ne kadar olduğunu sayamayacağımıza göre salla gitsin “600 milyar dolar değerinde altın var” dedi.

Yurttaşların, enflasyon karşısında elinde avucundakini altın alarak koruyacağını düşünmesi de ‘Meteoroloji Bankası’na bu yorum fırsatı veriyor.

Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar da Türkiye’nin toprakları altında çıkarılmayı bekleyen toplam değeri 1.5 trilyon dolar olan 10 bin tonluk dev altın rezervi müjdesini veriyor.

Bu esnada bir haber çıkıyor, “Kastamonu’da tam 80 bin futbol sahası büyüklüğündeki 571 kilometrekare alan maden ruhsatı için satılığa çıkarıldı. Kastamonu’nun yüz ölçümü 1834 kilometrekare. Yani kentin 3’te 1’i madenler için tapulanıyor. Sarımsak, pirinç üretiminin yanı sıra yerleşim yerleri de tehdit altında” diye… 

Yerleşim yerleri neden tehdit altında? Tutarsız tarım politikaları nedeniyle karnını doyuramayan insanların ekmeğini şehirlerde aramasından dolayı. Kırsal terk edilince, yerleşim yerleri tehdit altına giriyor. İnsanlar ise şehirlerde daha büyük açlığa, yoksulluğa geliyor.

Şehirlerde insanların ekonomik durumu ise akşam saatlerinde semt pazarlarından ürün alma derdine düşülmesi, çöplerin karıştırılması ile zaten gözümüze sokuluyor. Dolayısıyla şehre gelenler arasında durumu çok kötü olanların sayısı hayli fazla. Gelenler şehirle de başa çıkamıyor.

Şehirde durum böyleyken insanlar bu yaşamı gördükleri halde neden kırsaldaki hayatlarını bırakıp da geliyor sorusunun cevabı da işte kafayı bozduğumuz ‘Altın aramayla’ ilgili…

Öte yandan tarımdan uzaklaşıldıkça, araziler madencilere açılıyor. Kırsalda hayat zorlaştırıldıkça şehre göç artıkça, meraların madencilere açılması da bir politika mı diye düşünmeden edemiyor insan...

Madencilik faaliyetlerinin canhıraş savunulmasının altında, jeopolitik karışıklığın altın fiyatlarını fırlamasının yattığı görülüyor. Durum böyle olunca meralar da maden keşfi için kazılıp duruyor.

Maden aramalarının doğada katliam oluşturduğunu raporlayan TEMA Vakfı, “Suyumuz, toprağımız, zeytinimiz, ormanlarımız ve kültürel varlıklarımız, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar tehlike altında!” diyor, ama dinlenilmiyor.

Sadece Kastamonu mu? Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin teknik raporunda, “Milas ve Yatağan’daki maden sahalarının genişletilmesi halinde bundan 57 köy etkilenecek, 25 köy ise doğrudan maden sahası içerisinde kalacak” deniliyor. Kimse umursamıyor.

Kafayı altınla bozduk…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cemilcahitsaracoglu.blogspot.com