
Önümüzdeki Eylül ayının 8’ine kadar süresi var. Süre dediğimiz, vergi mahkemesine yapılacak iptal başvurusunun son günü olması. Konu, her 4 yılda bir gündeme gelen emlak vergisi zamları. Ancak bu kez işin rengi de şekli de değişti.
Türkiye ve dünyadan son dakika ekonomi ve politika haberlerini, finans dünyasına dair güncel haberleri okuyabilirsiniz.
Türkiye’de son yıllarda uygulanan ekonomik programın bedelini dar ve sabit gelirliler ödemeye devam ediyor ve görünen o ki; bu kış daha ağır olarak ödeyecek.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan önceki gün 2025 yılının III. Bilgilendirme Toplantısını yaptı. MB’nin enflasyonu düşürmede izleyeceği tek ana stratejinin ekonomiyi yavaşlatma olacağı endişemiz vardı ve Karahan, “Sıkı para politikamızın sonuçlarını kademeli bir şekilde almaya devam ediyoruz. Yurt içi talep yavaşlama seyrini sürdürdü ve talep koşullarının dezenflasyonist (enflasyonu düşürücü) etkisi arttı. 2024 yılı haziran ayından bu yana enflasyondaki düşüş kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler de bu durumu destekliyor” ifadeleri ile bunu dile getirdi.
Biliyorsunuz, bütçedeki denkliği tutturamayınca her yılın son aylarına doğru ek bütçe muhabbetti başlar. Ancak bir süredir hükümet adını ek bütçe koymadan harcamalardaki kusurunu gizleme yöntemi izlemeye başladı. İsmini ek bütçe koymasa da ek bütçe ihtiyacını ortaya koyan veriler var. Açıkçası matematik hata götürmüyor.
Önce sizleri bunaltmadan geriye dönük nisan, mayıs ve haziran ayları bütçe gerçekleşmelerini özetleyeyim.
Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli’ne geçtiğinde ‘Başbakanlık’ makamı lağvedildi. Ancak bürokraside, mevcut modele rağmen konumlandıkları makamları gereği ‘başbakan’ edasını gösterenlerin olduğu yönünde bizlere sızan fısıltılar olduğunu belirtelim.
Ankara kulislerinde kabine değişikliği lafları yeniden dolaşıma sokuldu. Ak Parti’yi bir fiil 10 yıl izlemenin verdiği tecrübeden olsa gerek, kulislere yansıyanların aslında ‘etrafı yoklama’ olduğunu belirtelim.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin başlamasıyla Meclis’in
eski işlevini kaybettiği, etkisinin kalmadığı yönünde çok sayıda değerlendirme
yapılır. Mesela Meclis Genel Kurulu’ndaki oturumlar sık sık AK Partililerin
çalışmalara katılmaması nedeniyle kapanır. AK Partili milletvekilleri ancak
oylama için genel kurula katılır, bu katılım sırasında da büyük gürültüler
ortaya çıkar. Geçen hafta da benzer manzaralar yaşandı. Yoklama ya da oylama
için topluca genel kurula giren milletvekillerinin gürültüsü Meclis’i yöneten
AK Partili Başkanvekili Bekir Bozdağ’ı kızdırdı. Bozdağ, “Genel kurulda
gerçekten büyük bir uğultu var. Yokluğunuz bir dert, varlığınız ayrı bir dert
oluşturuyor” dedi. Bozdağ’ın sözleri uğultuyu durdurmadı. Bunun üzerine
bir kez daha seslendi, “Ne yapacağız; genel kurulu mu kapatalım, ara mı
vereyim?” diye sordu.