Ama sofraya önce zam geldi.
Her yıl aynı senaryo. Takvim yaprağı değişiyor, etiketler değişiyor. Dayanışma ayı başlıyor ama fiyatlar sanki fırsat sezonu açılmış gibi yükseliyor.
Türkiye ve dünyadan son dakika ekonomi ve politika haberlerini, finans dünyasına dair güncel haberleri okuyabilirsiniz.
Ama sofraya önce zam geldi.
Her yıl aynı senaryo. Takvim yaprağı değişiyor, etiketler değişiyor. Dayanışma ayı başlıyor ama fiyatlar sanki fırsat sezonu açılmış gibi yükseliyor.

Ekonomide yaşanan sıkıntılara çözümün 10 bin ton olduğu
söylenen altınların çıkarılması ile çözüleceği sanılıyor. Enflasyona çözüm bulamayan
Merkez Bankası da ‘altın yüzünden’ demeye başladı. Banka meteoroloji müdürlüğü
gibi yağışların azlığı çokluğu bahanesinin enflasyon için inandırıcı olmadığını
anlamış olacak ki; şimdi yastık altındaki altınlara taktı kafayı. Yastık altında
ne kadar olduğunu sayamayacağımıza göre salla gitsin “600 milyar dolar
değerinde altın var” dedi.
Türkiye her ekonomik sıkışıklığını, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kurulan kamu işletmelerini satarak ya da işletme hakkının devri ile başlayan özelleştirmelerle aşmaya çalışıyor. Ama özelleştirme; gelecekteki kazançtan iskonto yaparak vazgeçmekten başka bir şey değildir. Ya da iskontolu mal satışı demektir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son aldığı kredi kartlarındaki limitlerin düşürülmesi kararı, “Kartlarda kredi limiti mi düşürüldü yoksa, ekonomi yönetiminin kredisi mi” sorusuna yol açtı.
Kalıcı yaz saatinin Türkiye’nin enerji faturasını düşürüp düşürmediğini sorgulamaya devam ediyoruz. Bu bölümde uygulamanın etkilerinin çalışma hayatı ve günlük yaşam ile eğitim ve toplum psikolojisi yönüyle irdeleyelim.
Sonunda da çözüm önerimizi verelim…