Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) son aldığı kredi kartlarındaki limitlerin düşürülmesi kararı, “Kartlarda kredi limiti mi düşürüldü yoksa, ekonomi yönetiminin kredisi mi” sorusuna yol açtı.
2026’nın ekonomi yönünden çok sıkıntılı geçeceği
lafları belli çevrelerce hep dile getirilirken, piyasaların önünü açacak
tedbirler yerine, daraltıcı kararların alınması da kafalarda soru işareti
oluşturmuyor değil.
2018’den bu yana sabit ve dar gelirli vatandaşlar, nakde
ulaşma konusunda öyle sıkboğaz hale getirildi ki; ‘pipet genişliğinde
borudan’ nefes aldıkları tek enstrüman kredi kartı idi. Şimdi ‘sen
limitini tam kullanmıyorsun limitini düşürüyorum’ denilecek.15 Şubat 2026
tarihine kadar da bankalar, müşterilerinin
kredi kartı limitini kullananlar ile kullanamayanları belirleyecek.
Survivor’ın ‘geçinme’ versiyonu yaşıyoruz
sanki…
BDDK, limitlerin düşürülmesinde kart kullanıcılarının yüzde
75’inin etkilenmeyeceğini belirtiyor. Bu kapsamda Aralık 2025’te 40.7 milyon
tekil kredi kartı kullanıcısı olduğu, bunun 30.6 milyonu yani yüzde 75’inin 400
bin TL altında kredi kartı limitine sahip olduğunu kaydediyor. 400 bin TL kart
limiti olan bir kullanıcının limitinde bir kesintiye gidilmeyeceği de
açıklamada yer alıyor.
O zaman ortaya şu sorular çıkıyor!
En büyük banknotla ancak 5 doların alınabildiği bir ekonomide
400 bin TL limit sahibi olanlar dar ve sabit gelirliler değil mi?. Kredi kartı
borcunu limitini aşmadan kullanan bu kesim, kart borcunu da zamanında ödeyenler
değil mi? Öyleyse bu kesimin limitini niye düşürmek istiyorsun?
Öte yandan bireysel kredi kartı kullanıcılarının gelirlerini
teyit etmek suretiyle gelirlerinin 4 katına kadar kredi kartı limiti
kullanmalarının önünde bir engel de bulunmuyor. Böylece dar ve sabit gelirli
kesimin 4 katına kadar kredi kartı limitini kullanmayacağı da ortaya çıkmış
oluyor.
Çok düşünülmeden alınan bir karar gibi görünüyor. Çünkü ödeme
kabiliyeti olanların limitlerini bugüne kadar kullanmamış olmaları, ihtiyaç
halinde kullanmayacakları anlamına mı gelecek? Ya da acil ihtiyaç halinde
limiti kısıtlanmış kart mağduriyet yaratmayacak mı? Özellikle okul taksitleri,
sağlık problemleri gibi yüksek ödemelerde kredi kartı limitlerinin önemi o
zaman ortaya çıkıyor.
Bu soruların cevapları şimdilik yok!
Kredi limitinin belirlenmesinde, vatandaşın kart limitini en
yüksek miktarda kullandığı ay baz alınacak. Peki vatandaşlar limitinin düşürülmemesi için, 15 Şubat 2026 tarihine kadar tüketim
çılgınlığı yaparak kart limitlerini dibine kadar kullanırsa ne
olacak? Ekonomi yönetiminin önem verdiği dezenflasyon süreci bozulursa, BDDK ve
kurmayları ne diyecek?
Bu arada BDDK, kullanılmayan kart limitlerini budama
kararını yasa dışı bahisle mücadele gerekçesiyle yaptığını açıkladı.
O zaman şunu da konuşalım….
Dar ve sabit gelirli insanlar, ellerinde kalan üç kuruşu ya
dövize ya da faize yatırarak enflasyon karşısında kendilerini nispeten
güvenceye alıyorlardı. Ancak uzun bir zamandır döviz kurları baskılandığı gibi,
bankalardaki faizler de enflasyon kaybını karşılamayacak düzeyde tutuluyor. Geriye
tek yol kalıyor. Bahis ve benzeri yasa dışı yollara girerek ellerindeki üç
kuruşu değerlendirmek istenmesi… Nitekim yasa dışı bahis konusunun patlamış
olması da bunun göstergesi değil mi?
Ekonomi yönetiminin şapkasını önüne koyması gerekiyor. İnsanların
ellerindeki üç kuruşun da enflasyona ezilmemesi için nefes alacakları alanlar bırakılmasını yeniden düşünmeleri gerekiyor.
Bakalım alınan kararın sonucunda “Çanlar kimin için çalacak?”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com