Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçtiğimiz yılın kasım ayında yaz saati uygulaması sayesinde 2016’dan bu yana 13 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandığını söyledi. CHP’li Ali Karaoba'nın ise uygulamanın başladığından bu yana geçen 9 yılda yapılan tasarrufun kişi başı 1 doların bile altında kaldığını söylemesi dikkat çekti.
Biz de hakikaten övünülen tasarruf büyüklüğü karşısında ‘atılan taşın kurbağayı ürkütüp ürkütmediğine’ bakalım istedik.
Bakanlığın tasarrufla ilgili önemsediği bir önemli verinin akşam saatlerindeki elektrik talebinin daha iyi yönetilebildiği olduğunu belirtelim. Verilere göre iki puant talep yerine bir puant yaratıldığı için yük yönetimi kolaylaştı.
Ancak bu veriye bakılarak enerji kullanımının gerçekten azalıp azalmadığı ise belirsiz kalıyor. Çünkü sürekli yaz saati uygulamasının, akşam talebini azaltırken, sabah talebini artırarak toplam elektrik tüketiminde beklenen düşüşü yaratmadığı hesap ediliyor. Bu çerçevede uygulamanın etkilerinin sadece tasarrufla ölçümlenmeyeceğini belirtelim.
Örneklendirirsek; erken kalkılan sabah saatlerinde güneşin daha geç doğması nedeniyle aileler evde daha fazla aydınlatma ve ısıtma kullanmak zorunda kalıyor. Bu yüzden günlük enerji tüketiminin bazı kesimlerde arttığı göz ardı ediliyor.
Yine “tasarruf” etkisinin büyük ölçüde mesai saatleri ve yaşam alışkanlıklarının değişimiyle ilgili olduğunun da göz ardı edildiği görülüyor. Ve en önemlisi tek başına saat uygulamasının genel enerji verimliliğini geniş ölçekte düşürdüğü bilindiği halde bu da göz ardı ediliyor.
O zaman bu anlatıklarımıza göre 2016’dan bu yana geçen 9 yılda, uygulamanın ekonomiden, günlük hayata nasıl yansıdığının artılarına bakalım…
Akşam saatlerinin puantı zayıflattığını söyleyebiliriz. Yani iş çıkışı akşam saatlerinde aydınlatma ihtiyacı azalıyor. Bu durum, elektrik şebekesi açısından önemli. Çünkü pahalı “puant üretimi” daha az devreye girmiş oluyor. Yine iki ayrı talep zirvesi yerine tek bir zirve oluştuğundan iletim-dağıtım sistemi daha verimli çalıştığı için şebeke yönetimi kolaylaşıyor.
Kalıcı yaz saati uygulamasının eksilerini de anlatalım…
Toplam tüketim düşüşünün sınırlı olduğu görülüyor. Çünkü akşam azalan tüketimin sabah artışıyla kısmen veya tamamen telafi edildiği biliniyor. Yine kış sabahlarında daha geç aydınlanan saatlerin daha fazla ısıtma ve aydınlatma ihtiyacı oluşturmasından dolayı tasarruf kavramında ısıtma etkisinin göz ardı edildiği de görülüyor. Böyle olunca tasarruf oranı, toplam tüketim içinde çok küçük kalıyor.
Şöyle de diyebiliriz...Türkiye’nin yıllık elektrik tüketimi ~380 milyar kWh civarında iken, tasarruf edilen miktar genelde bunun yüzde 1’inin altında kalıyor.
O zaman şu sonuç ortaya çıkıyor: Tasarruf var ama ‘oyun değiştirici’ büyüklükte değil. Daha çok yük yönetimi avantajı sağlıyor.
Devam edecek….
Gelecek yazımızda çalışma hayatı ve günlük yaşam yönü ile eğitim ve toplum psikolojisi yönüyle irdeleyeceğiz…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
cemilcahitsaracoglu.blogspot.com